Sayfalar Arası Gezinti Menüsü

Yazar: Alparslan Kuytul Hocaefendi


Hak Yolda Sebat-2 | Sayı 69

Yazar Tarih: Oca 19, 2017 Bölüm Akan Kan ve Mes'uliyetimiz (Sayı 69), Anasayfa, Başyazı | 0 yorum

Hamd, hak yolda sebat gösteren kullarına zaferler nasib eden Allah’a; Salat-u Selam, Allah yolunda gösterdiği sebat ve yetiştirdiği sebat ehli ashabı ile İslam Medeniyetini inşa eden Hz. Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e; Selam ise peygamberini örnek alıp, hak yolda mücadele ederken sebat gösteren tüm mümin kardeşlerimin üzerine olsun. Geçen sayıda bizden önceki ümmetlerden hak üzere sebat edemeyen Yahudi ve Hristiyanlarda görülen Tevhidden sapmalara başlamıştık. Kaldığımız yerden devam edelim. Allah Azze ve Celle, hak yolda sebat gösterememiş, doğru inanca bağlı kalamamış olanlara misal olarak İsrailoğullarını, Yahudileri veriyor. Kur’an-ı Kerim: “Musa ile kırk geceliğine sözleştik.”1 buyurur. Hz. Musa kırk geceliğine dağa davet edildi. Kırk gece dağda kalacak, otuz gün ibadet edecek, son on gününde de kendisine Tevrat verilecekti. Musa Aleyhisselam dağda iken, yıllarca ders almış, O’nun yanında bulunmuş ama hiçbir zaman Musa’yı anlamamış olan ümmeti, aşağıda Musa’yı beklerken dayanamadılar, hak yolda...

Devamını Oku

Hak Yolda Sebat | Sayı 68

Yazar Tarih: Ara 21, 2016 Bölüm Anasayfa, Aralık 2016, Başyazı | 0 yorum

Hamd, gönderdiği kitabı ile hak yolda sebat gösterebilmemiz için bizlere yol gösteren Allah’a; Salât-u Selam, Allah yolunda gösterdiği sebat ile ümmetine örnek olan Hz. Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e; Selam ise İslam davası uğrunda başına gelen musibetlere sabredip, sebat gösteren Ashab-ı Kiram’a ve bugün İslam davası uğrunda sebat gösteren tüm kardeşlerimin üzerine olsun. Bu din; yeryüzünde gerek inanç, gerek amel, gerekse gündelik hayat ve muamelatla ilgili her meselede inkılâplar gerçekleştirmek, büyük devrimler ve değişiklikler yapmak üzere gönderildi. Böyle bir amaçla gönderilmiş olan bir din elbette ki müntesiplerine bu yolda sebat etmeyi öğretmeliydi ve öğretti de. Çünkü hiçbir dava sebatsız bir yere varamamıştır, varamayacaktır. Bütün davalar sabırla ilerler, sebatla mesafe kateder. Dava sahipleri sebat gösteremezse, yerlerinde sayar, tükenip giderler. Onun için Allah, göndermiş olduğu bütün peygamberlerine sebatı öğretti ve emretti. Sebat ile sabır birbirine yakın kavramlar olduğu halde aralarında farklılıklar...

Devamını Oku

Dava Yolunda Dökülmeler ve Sebepleri | Sayı 67

Yazar Tarih: Kas 23, 2016 Bölüm Anasayfa, Başyazı, Dava Yolunda Dökülenler (Sayı 67) | 0 yorum

Bizleri doğru yola ileten ve doğru yolda dökülmeden ilerlemenin yollarını gösteren Allah’a hamd; dökülmeden ilerlemenin en güzel örneğini veren Rasulüne Salât-u Selam; imtihanları kazanan ve dava yolunda dökülmeden ilerleyen kardeşlerime selam olsun. İslam davası, Âdem Aleyhisselam’dan günümüze kadar devam etmektedir. Bugüne kadar bu davaya giren insanlardan birçoğu çeşitli sebeplerle dökülmüş, geride kalanlar yollarına devam etmiştir. Bu dava bir bakıma insanları eleyen bir elek gibidir; bir kısmı ilk elekte elenmiştir, bir kısmı ikinci, bir kısmı üçüncü… Sonuna kadar gidebilenlerin sayısı her zaman az olmuştur. Kur’an-ı Kerim bize geçmiş ümmetlerin içerisinden dökülmüş olanları çeşitli yerlerde hatırlatıyor ki aynı imtihanlarla karşılaştığımız zaman aynı hatalara düşmeyelim. Hem Türkiye’de hem dünyada İslamî hareketler gelişmektedir. Bu hareketlerin gelişmesi sonucunda da İslam düşmanlarında bir korku başlamıştır. İslamî hareketin gelmiş olduğu bu noktadan sonra Müslümanların başına gelecek olan şeylerin dozunun da artacağını anlamış oluyoruz. Bu noktaya gelmiş...

Devamını Oku

Cemaat Karşıtlığı Oluşturma Projesi | Sayı 66

Yazar Tarih: Eki 13, 2016 Bölüm Anasayfa, Başyazı, İlgilenme Senesi (Sayı 66) | 0 yorum

Hamd, gönderdiği kitabı ve peygamberi ile bizi önce cemaat sonra ümmet yapan Allah Azze ve Celle’ye; Salât-u Selam, önce numune İslam cemaatini sonra Ümmeti oluşturan Hz. Peygamber’e; Selam ise yeniden ümmet olabilmemiz için mücadele veren tüm Müslümanlara olsun. 15 Temmuz darbe girişimi bahanesiyle bazı kimseler “Cemaatler toplumu bölüyor, kapatılmalılar” diyorlar. Şu bir gerçek ki aslında toplumu partiler bölüyor. O zaman partileri de kapatalım. Cemaatler hiç olmazsa selamlaşıyorlar. Partiler ise her gün kavga halindeler. O halde aslında konuşulması gereken, partilerin varlığıdır. Cemaatler bölmüyor, toplum zaten bölünmüş. Aslında derin devlet, toplumu partilere ve cemaatlere bölüyor. Çünkü hepsi birleşirse sisteme karşı büyük bir hareketin meydana geleceğinden ve sistemi muhafaza edemeyeceklerinden korkuyorlar. O yüzden bunu bilinçli olarak yapmaktadırlar. Hatta istihbarat örgütleri bazı cemaatleri kendileri üretmektedir. “Cemaatlerin birçok yanlışları var.” diyorlar. Cemaatlerin yanlışları varsa partilerin yanlışları onun yüz katı, bin katı! Holdinglerin de yanlışları...

Devamını Oku

Allah’a Adanmak | Sayı 65

Yazar Tarih: Eyl 10, 2016 Bölüm Anasayfa, Başyazı, Rabbimiz Bizden Kabul Buyur (Sayı 65) | 0 yorum

Hamd; bizleri Müslüman ismi ile şereflendiren Allah Azze ve Celle’ye, salât-u selam; ömrünü Allah yolunda mücadeleye adayan, örneğimiz, Efendimiz Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e ve selam; adanmanın ve adamanın en güzel örnekleri Hz. İbrahim ve oğlu İsmail’i, Hanne ve kızı Meryem’i örnek alan kadın erkek tüm kardeşlerime olsun.Adayış nedir? Kendini Allah’a adamak ne demektir? Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de “Yalnız Rabbine yönel” buyuruyor. Bir gün rüyamda birisi bana bu ayeti sorarak “Ve ile Rabbike ferğab nedir?”1 dedi. Ben de ona açıklamaya çalıştım. Sonra uyandım. Uyanınca bu ayetin tefsirlerine baktım. Selef-i Salihîn’den birisi bu ayeti şöyle yorumluyor: ‘Kendini Allah’a ada.’ Yalnız Allah’a yönelmek, kendini O’na adamakla olur. Maddî veya manevî başka hiçbir şeye yönelmeyip sadece Allah’a yönelmiş olanlar, sadece onlar kendisini Allah’a adamışlardır. Müslümanlar hakikaten Rablerini seviyor olsaydılar, Rableri uğrunda kendilerini adar ve bir şeyler yaparlardı. Bir âşık sevgilisi uğrunda nelerini feda...

Devamını Oku

Parti Metodu Ve AKP’nin Geldiği Nokta | Sayı 63

Yazar Tarih: Tem 22, 2016 Bölüm Anasayfa, Başyazı, Yanlış İç ve Dış Politikalar Yüzünden AKP Türkiye'yi Rezil Etti (Sayı 63) | 0 yorum

Kıymetli kardeşlerim. Bildiğiniz gibi 1. Dünya savaşından sonra ümmetimiz parçalandı, hilafet ve İslâm şeriatı kaldırıldı, laiklik ilan edildi. Bu olaylar oluncaya kadar müslümanların gündeminde doğal olarak İslâm’ı hangi metodla hâkim kılarız diye bir konu olmamıştı. Çünkü idari sistem seçimle işbaşına gelinen hilafet sistemi olmaktan çıkmış, babadan oğula geçen padişahlık sistemine dönüşmüş olsa, İslam’a uymayan bir çok şey olsa da yine de bir İslâm Devleti vardı. Farzların yerleştirildiği, haramların yasaklandığı ve birçok konuda İslam şeriatına göre hükmedildiği bir devlet… 1. Dünya Savaşından sonra o devleti ve sistemi kaybeden müslümanlar bir müddet neye uğradıklarını şaşırmış ve ne yapacaklarını bilememişlerdi. Kur’an’ın bir yıkma ve yapma (inşa) projesi olduğunu, Kur’an’dan ve Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in hayatından İslam’ı hâkim kılmanın metodunu ve stratejisini tespit etmenin mümkün olduğunu birçokları ya düşünememiş ya da düşünmekten kaçınmıştı. Çünkü hedefe götüren hem de kestirmeden götüren ve taviz...

Devamını Oku

İdarecilerin Kulluğunu Unutarak Zulmetmesi ve Zulme Karşı Direnişimiz | Sayı 62

Yazar Tarih: Haz 22, 2016 Bölüm Anasayfa, Başyazı, Yanlışları Tenkit Ettiği İçin Tevhidi Furkan Hareketine AKP Zulmü (Sayı 62) | 0 yorum

Kıymetli kardeşlerim, Kur’an’ın ilk ayetlerini hatırlayın; Allah insanı alaktan yarattı. Çamurdan, spermden… Ama o bunu unutur. Güç ve kuvvet eline geçtiği zaman insan azgınlaşır. Dün kendisi de zulme uğramıştır, mazlumdur. Ama güçlendiği zaman kendisi de zalimleşmeye başlar. Çamurdan yaratıldığını unuttuğu için. Kur’an-ı Kerim Alak Suresinde “Hayır, insan haddini aşar. Kendini ihtiyaçsız ve güçlü gördüğü için.” buyurarak Peygamberimize ve Müslümanlara ilk olarak bunu öğretmek istedi. Çünkü insan güçlendiğinde haddini aşacak olan bir varlıktır. Hastalığını hatırlamaz, güçsüzlüğünü hatırlamaz, fakirliğini hatırlamaz, dün zulme uğradığını hatırlamaz, kendisi de zalimleşir. Peygamberimize ve sahabe-i kirama bile yıllarca bu hakikat anlatıldı. Güçlendiğinde kul olduklarını unutmasınlar ve zalimleşmesinler diye. Mekke’de 13 sene kulluk ve sabır öğretildi. Çünkü Allah onlara ileride güç kuvvet verecek, devlet verecek, ordu komutanı, devlet başkanı, vali olacaklar. O günler geldiğinde hiç olduklarını unutmasınlar diye. Çünkü insan hiç olduğunu unutmaya çok meyyal bir varlıktır....

Devamını Oku

Ümmetimizin Çökertilmesinin Hikmetleri -3 | Sayı 60

Yazar Tarih: Nis 19, 2016 Bölüm Allah Rasülü'nün Davasını Yaymak (Sayı 60), Anasayfa, Başyazı | 0 yorum

Gönderdiği tevhid inancı ile bizi kullara kul olmaktan kurtaran Allah’a hamd; insanları kulluğa ve medeniyete ulaştırmak için gece gündüz çalışan Rasulüne salât-u selam; Efendimiz’in kurduğu medeniyeti yeniden canlandırmaya gayret gösteren tüm Müslümanlara selam ile…Dördüncü Hikmet: Tevhid inancına ve İslam nizamına sarılmanın önemini hatırlatmak. Müslümanlar tevhidin manasını unuttukları günden itibaren hayat kanunlarını ve medeniyet esaslarını başkalarından almakta bir mahzûr görmediler. Çünkü tembellik yapıp görevlerini yapmadıklarından dolayı batı dünyasından geride kalmışlardı. Mağlubiyet psikolojisi ve geri kalmışlık kompleksi içindeydiler. Geri kalmalarının gerçek sebebini bulup önlemler alacaklarına işin kolayına kaçtılar, Batı Medeniyeti’ne intisab etmeyi ve onları taklit etmeyi tercih ettiler. Bu yaptıklarına tevhid inancının müsaade etmediğini unuttular. Çünkü tevhid, hayat nizamının sadece Allah’tan alınmasını zorunlu kılar. Müslümanlar batıya meyledip onları taklit etmenin Allah’ı ve nizamını terk etme, Allah Azze ve Celle’nin kanun koyma yetkisini insanlara verme olduğunu, bunun sonucunda Allah tarafından cezalandırılacaklarını unuttular....

Devamını Oku

Ümmetimizin Çökertilmesinin Hikmetleri -2 | Sayı 59

Yazar Tarih: Mar 18, 2016 Bölüm Anasayfa, Başyazı, İslam'da İnsanın Değeri (Sayı 59) | 1 yorum

Hamd; bütün hatalarımıza rağmen ümmetimizi öldürmeyen, görevden alıp yerimize başka bir ümmet getirmeyen ve cezasında bile hikmetler olan Allah Azze ve Celle’ye, salât-u selam; bize olayları nasıl yorumlayacağımızı öğreten ve çıkış yolu gösteren Hz. Peygamber’e, selam ise yeniden dirilişi gerçekleştirmek için mücadele veren Müslümanlara olsun.Bildiğiniz gibi geçen sayıda ümmetimizin çökertilmesinin hikmetlerine başlamış ve iki hikmeti yazmıştım. Bunlardan birincisi; Batılılaşmamızın engellenmesi; ikincisi ise ümmeti taşıyacak yeni bir neslin yaratılması idi. Diğer bir hikmetle devam edelim. Üçüncü Hikmet: Ümmetimizin Dünya sevgisi ve Ölüm Korkusundan Kurtarılması Ümmetimizin çöküşünün sebeplerini anlatırken ifade ettiğim gibi, insan dünya nimetlerine daldığı, dünyaperest olduğu için görevlerini ihmal eder. Dünyaya geliş gayesini ve görevlerini unutan veya terk eden, bütünüyle dünya nimetlerine yönelen böylelerine Allah Azze ve Celle maksatlarının aksi ile tokat vurur, bu dünyaperestlere ahireti vermeyeceği gibi dünyayı da vermez. Çünkü ahirete yönelenlere ahireti verdiği gibi dünyayı da vermek, dünyaya...

Devamını Oku

Ümmetimizin Çökertilmesinin Hikmetleri | Sayı 58

Yazar Tarih: Şub 26, 2016 Bölüm Anasayfa, Başyazı, İSLAM'DA Fikir Özgürlüğü ve Sınırları (Sayı 58) | 3 yorumlar

Hamd, görevimizin tümden alınmasına sebep olacak günahlar ve hatalar işlediğimiz halde merhamet eden ve ümmeti yok olmaktan kurtaran, ümmeti cezalandıran ama öldürmeyen Allah’a; salât-u selam ümmetine mücadele etmenin ve yeniden ayağa kalkmanın yollarını öğreten Efendimiz’e; selam ise ümmetimizin yeniden ayağa kalkması için mücadele veren kardeşlerimin üzerine olsun.Kıymetli kardeşlerim! Hatırlayacağınız gibi üç sene önce ümmetimizin çöküşünün sebepleri üzerinde durmuş ve birkaç maddesini anlatmıştım. Bu sayıda Hâkim olan Allah Azze ve Celle’nin ümmetimizin mağlup olmasına, dağılmasına ve çökmesine izin vermesinin hikmetleri üzerinde durmak istiyorum. Çünkü bir olayın veya kaderin hikmetini bilmek, insanın Allah’a olan sevgisinin devam etmesine, ümidini kaybetmemesine, olayları doğru değerlendirebilmesine ve çözüm yollarını bulabilmesine vesile olur. Konuya girmeden evvel öncelikle sebep ile belirtinin ve sebep ile hikmetin farkının ortaya konması gerekir. Bunların farkını bir misal ile ortaya koyabiliriz. Mesela; bir kimsenin ateşinin yüksek olması, yüzünün kızarması bir hastalık olduğunun...

Devamını Oku