Sayfalar Arası Gezinti Menüsü

Yazar: Murat Gülnar


İslam’da Sebat Kavramı | Sayı 68

Yazar Tarih: Ara 21, 2016 Bölüm Anasayfa, Hak Yolda Sebat (Sayı 68), Kapak | 0 yorum

Bizi davada sebat ettirecek, bu yolda uzun soluklu olmamızı sağlayacak etkenler vardır. Davanın haklılığına inanmak, Kur’an’a yönelmek, sebat için dua etmek, mücadelenin içinde olmak, davayı hakkıyla yüklenmek, cemaatin ortasında olmak gibi hasletler de bu etkenlerdendir ve bunlar kişinin sebat edebilmesinde önemli rol oynamaktadır. Günümüzde hak davanın temsilcileri çok az, buna karşın batıl davaların temsilcileri ise çok daha fazladır. Hatta bugün hak davanın temsilcileri batıl davaların temsilcilerine göre sadece sayı olarak az değil, kalite anlamında da azdır. Bu durum davanın tabiatı gereği olsa da bunun sebepleri üzerinde durmak, geçmişte dava adamlarını bu yolda tutan etkenlere, kavramlara dikkatlerimizi çekmek durumundayız. Yolun uzunluğu, engellerin çokluğu, düşmanların tehditleri bu yolda sabretmeyi zorlaştırmakta, yolda uzun soluklu kalabilmeyi engellemektedir. Biz bu sayımızda sebat kavramı ve sebata götüren etkenler üzerinde duracağız. Sebat; kelime anlamı olarak sözünden ve kararlarından dönmemeyi ifade eder. Bir işte sabit durmak, başlanan...

Devamını Oku

Dava Yolunda Kalbi Hastalıkların Teşhisi | Sayı 67

Yazar Tarih: Kas 15, 2016 Bölüm Anasayfa, Dava Yolunda Dökülenler (Sayı 67), Genel, Kapak | 0 yorum

Dökülmenin sebeplerine baktığımızda nefsi ve ahlaki sebepler, korku, aşırılık-ılımlılık gibi etkenleri görürüz. Dava yolunda dökülmemek için öncelikle davetçileri davadan uzaklaştıran sebepleri iyice bilmek ve bu hastalıkları önceden tedavi etmek gerekmektedir.  İslam davası, türedi bir dava olmayıp başlangıcı Hz. Âdem Aleyhisselam’a kadar uzanan köklü bir davadır. Yeryüzündeki hak-batıl mücadelesinde Hakk’ın yanında saf tutanlar o günlerden bu günlere bu davanın savunucusu olageldiler. Dava yükünün ağır, yolunun uzun olması, tabiatıyla bu yolda birçok dökülmenin yaşanmasına yol açmıştır. Bu dökülmeler İslamî Hareket mensuplarının, İslam davetçilerinin üzerinde çokça durması, sebeplerini ve sonuçlarını iyi analiz etmesi gereken bir durumdur. Dökülmenin sebeplerine baktığımızda, bazen hareketin kendisiyle, bazen fertlerin kendisiyle bazen de dış güçlerin tesiriyle oluştuğunu görürüz. Her biri ayrı ayrı değerlendirmeye değer olsa da biz burada fertlerin dökülme sebepleri üzerinde duracağız. Nefsi ve Ahlaki Sebepler Bu sebepler daha çok kişilerin bünyesiyle, maneviyatıyla, yetiştiği ailenin ve çevrenin...

Devamını Oku

Önce En Yakınlarını Uyar! | Sayı 66

Yazar Tarih: Eki 15, 2016 Bölüm Anasayfa, İlgilenme Senesi (Sayı 66), Kapak | 0 yorum

Bu yazımızda davetçi için aile, yakın akraba ve yakın çevre desteğinin önemi, dolayısıyla bu kişilere davanın öncelikli olarak sunulması üzerinde duracağız. Bu şekilde cemaatin fertleri olarak, senenin hedefi olan İlgilenme Senesi’nde kimlerden, nasıl başlayarak ilgileneceğimize geçmişten örneklerle de bir nevi ışık tutmuş olacağız. İmtihan dünyasındayız ve bize verilen ömür sermayesini tüketmekteyiz. Öyle bir imtihan ki içinde imtihanları barındırıyor. Mücadele, fedakârlık, sabır ve sebat isteyen, engelleri çok olan bu yolda sağlam dostluklar kurmak, dava kardeşleri edinmek ve sonuna kadar gidebilmek çok önem arz etmektedir. Yol kaygan ve engebeli olunca, davetçiyi yolun içinde tutacak, davaya, cemaate bağlılığını artıracak ve motivasyonunu üst düzeyde tutacak unsurlar ön plana çıkmaktadır. Bu unsurlar pek çoktur. Biz burada davetçi için; aile, yakın akraba ve yakın çevre desteğinin önemi, dolayısıyla bu kişilere davanın öncelikli olarak sunulması üzerinde durmak istiyoruz. Bu konunun önemi Kur’an-ı Kerim’de bazı Peygamber kıssaları...

Devamını Oku

Teslim Olmak ve Yükselmek | Sayı 65

Yazar Tarih: Eyl 10, 2016 Bölüm Anasayfa, Kapak, Rabbimiz Bizden Kabul Buyur (Sayı 65) | 0 yorum

Kazananlar, bu dünya hayatının bir imtihan sahası olduğunu, kazanmak için her şeylerini ortaya koymaları gerektiğini idrak etmişler, kaybedenler ise dünyanın süsüne, aldatıcı görüntüsüne kapılmışlar, en kıymetli varlıklarını (zaman, beden gücü, mal vs.) dünyayı elde etme uğruna sarf etmişlerdir. Neticede her iki kesimin akıbeti (cennet veya cehennem) farklı olmakla beraber bunların da kendi içlerinde derecelerinin olduğu da bilinmektedir. Konumuz, kazanıp yükselenler olduğu için onlar üzerinde durarak şu soruyu soralım: Bunların cennetteki makamlarının tayini, dereceleri neye göre yapılmaktadır? Salih amelleri içerisinde belirleyici olan hangisidir? İşte bu noktada iman kuvveti, ihlas, fedakârlığın boyutu ve teslimiyet devreye girmektedir. Olaylar ve imtihanlar karşısında alınan tavır, sergilenen duruş, hükme razı olsa bile kalbindeki gerçek duygu önem kazanmaktadır. Hz. Âdem’in iki oğlunun imtihanına bakalım. Her ikisi de Allah Celle Celalûhu’ya yakınlaşmak maksadıyla birer hediye sundular. Habil’in koyun sürüsü, Kabil’in de ziraatı vardı. Habil koyunlarının içerisinden Allah...

Devamını Oku

Tarih Boyunca Darbeler ve Sonuçları | Sayı 64

Yazar Tarih: Ağu 27, 2016 Bölüm Anasayfa, Darbeler Hakkın Gasp Edilmesidir (Sayı 64), Kapak | 0 yorum

Türkiye tarihinin darbe ve muhtıra dönemlerini içeren, bu döneme ışık tutan kitaplara bakıldığında genellikle 27 Mayıs 1960 tarihinin baz alındığı görülür. Oysa darbe olarak tanımladığımız olgu; seçilmiş olanın hakkını gasp etme, halkın taleplerini askıya alma, kendinden olmayana zulmetme ve sistemi kendi ideolojisi çerçevesinde dizayn etme girişimi ise o takdirde daha eskilere gitmekte fayda vardır. 1900’lü yılların başında esen Meşrutiyet rüzgârının Osmanlıyı da etkisi altına almasını isteyen bir takım güçlerin, bunu İttihat ve Terakki Cemiyeti eliyle gerçekleştirmeleri de bir nevi 2. Abdulhamid’e ve o günün Müslüman halkına yapılan bir darbeydi denilebilir. O günlerde İttihat ve Terakki ordu içerisinde çıkardıkları ayaklanmayı “ordu merkezli ihtilâl” olarak isimlendirmiş, bu anlayış daha sonraki ihtilâllere de zemin hazırlamıştır. Meşrutiyetin ilanından önce 1906’da 4, 1907’de 13, 1908’in ilk altı ayında 28 ayaklanma olması, o günkü şartlarda nasıl bir kaosun olduğunu, dışardan ve içerden fitne odaklarının nasıl...

Devamını Oku

AKP Zulmü ve Mağduriyetimiz | Sayı 62

Yazar Tarih: Haz 22, 2016 Bölüm Anasayfa, Kapak, Yanlışları Tenkit Ettiği İçin Tevhidi Furkan Hareketine AKP Zulmü (Sayı 62) | 0 yorum

Bazı insanlar tarihe fedakârlıkları, kararlılıkları ve Allah namına yaptıklarıyla geçerken, bazıları da tembellikleri, nemelazımcılıkları hatta hayra engel olmalarıyla geçerler. Herkes bu dünyada neyi ekmişse ahirette onu biçecektir. Biz Furkan Hareketi olarak yaklaşık 30 yıldır bulunduğumuz her yerde toplumun ıslahı ve İslam Medeniyeti’nin yeniden inşası için gece gündüz çalışırken, maalesef son yıllarda yaptığımız hayırlı çalışmalar kimi zaman iftiralarla kimi zaman da fiili müdahalelerle engellenmeye çalışılmakta, hareketin bitirilmesi amaçlanmaktadır. İslam düşmanlarının engellemeleri tarih boyunca her zaman olmuştur ve olmaya devam edecektir. Ancak üzülerek belirtmek gerekirse bize yapılan engellemeler çoğunlukla Müslümanların iktidarda olduğu hükümet kanadından olmakta, bu da bizi daha çok üzmektedir. Halkımızın gerçekleri görmesini engellemek amacıyla gerek sanal âlemde gerekse diğer basın-yayın kuruluşlarında hakkımızda kara bir propaganda yürütülmekte, çeşitli iftiralarla hareketimiz ve Muhterem Hocamız toplum nazarında itibarsızlaştırılmaya çalışılmaktadır. İskanderun da yapacağımız “İstanbul’un Fethi ve Fetih Nesli” konulu konferansın yapılmamasına yönelik fiili...

Devamını Oku

Furkan Nesli Olmak | Sayı 61

Yazar Tarih: May 19, 2016 Bölüm Anasayfa, Furkan Nesli 5 Yaşında (Sayı 61), Kapak | 0 yorum

Furkan Nesli Dergisi olarak 5. yılımızı tamamlamayı bizlere nasip eden Allah’a hamd, mücadelesiyle bizlere usve-i hasene olan Rasulüne salât ve selam, O’nun tertemiz ailesine ve yıldızlar mesabesinde olan ashabına selam olsun. Her şeyden önce Furkan Nesli Dergisi, Furkan Hareketi’nin bir parçasıdır. Dolayısıyla her Furkan mensubu gibi dergimizin de en bariz vasfı hak ile bâtılı birbirinden ayıran “Furkan” olmasıdır. Gerçeklerin ketmedildiği, hakların gaspedildiği, zalimlerin cirit attığı ancak yapılan zulümlere sessiz kalındığı bir dönemde, hakkın gür sesi olmak ve delilleriyle hakkı göstermek, aynı zamanda bâtılın da bâtıl olduğunu ortaya koymak, gözler önüne sermek, bu konuda her türlü engellemelere aldırmamak, “Furkan” olmanın gereğidir. Kur’an-ı Kerim’in de, “el-Furkan” olması hasebiyle her meselede hakkı ortaya koyduğu gibi, bâtılı ve mensuplarını da deşifre etmiş, gözler önüne sermiştir. “Era eyte” (gördün mü?) gibi soru kalıplarının Kur’an’da birçok yerde tekrarlanması, küfrün ve zulmün temsilcilerinin isimleriyle değil de...

Devamını Oku

Asr-ı Saadete (İslam Medeniyeti’ne) Muhtacız | Sayı 60

Yazar Tarih: Nis 19, 2016 Bölüm Allah Rasülü'nün Davasını Yaymak (Sayı 60), Anasayfa, Kapak | 0 yorum

Allah Celle Celaluhu’nun Peygamber göndererek insanlığa yol göstermesi, onlara bizatihi kendileri gibi yaşayan örnekleri rehber tayin etmesi, ilk insan Hz. Âdem Aleyhisselam’dan beri uyguladığı sünnetidir. İnsanlığa hidayet rehberi olarak gönderilen peygamberlerin sayısını tam olarak bilmiyoruz. Bu konuda bilinen en önemli gerçek, Kur’an’daki peygamber kıssalarının geneline bakıldığında göze çarpmaktadır. İnsanlar ne zaman peygamberlerinin öğretilerini unutmuşlar, hak ve hakikat yolundan sapıp cahiliyenin zifiri karanlığında kaybolmuşlarsa, Allah Azze ve Celle bu gidişata peygamber göndererek müdahale etmiş, insanlığı karanlıklardan nura çıkarmıştır. “Sizi karanlıklardan nura çıkarmak için kuluna (Muhammed’e) apaçık ayetler indiren O’dur. Şüphesiz Allah size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir”1 ayetinde de işaret buyrulduğu gibi son Peygambere kadar Sünnetullah bu şekilde cereyan etmiştir. Elbette ki her bir peygamberin gönderilişi kendi dönemi için önem arzetse de Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in gönderilişi için ayrı bir parantez açmak gerekir. Çünkü peygamberlik binasının son tuğlası olması...

Devamını Oku

İslam’da İnsanın Değeri | Sayı 59

Yazar Tarih: Mar 18, 2016 Bölüm Anasayfa, İslam'da İnsanın Değeri (Sayı 59), Kapak | 0 yorum

İnsan için en önemli mesele; hayata ve olaylara bakışını etkileyecek en hayati konu, nasıl bir varlık olduğu ve yeryüzüne geliş amacı, hangi gaye uğruna hareket edeceği gerçeğidir. İnsan adına ortaya konan tanımların, yürütülen fikirlerin hangisi gerçeğe uygundur? Bu konuda söz söyleme yetkisi kime daha çok yakışır? İnsan, mücerred aklıyla kendi gerçeğini ne kadar kavrayabilir?Bu ve buna benzer işin içinden çıkılamaz sorulara cevap olarak gelen vahiy, insanı bu karanlık dehlizlerden aydınlık geleceğe taşımak isteyen Rabbu’l Âlemin’in bir rahmetidir. Yoksa insan nedir? Sorusuna vahiysiz cevap arayan filozoflar, felsefeciler ve diğer düşünürler, bu konuda kâmil bir tanım ortaya koyamamış, bir yönünü tanısa da diğer yönünü eksik bırakmışlardır. Öyle ya, “Ben onları göklerin ve yerin yaratılışında da, kendi nefislerinin yaratılışında da şahid tutmadım”1 ayetinin de işaret ettiği gibi, insanın ilk yaratılışını müşahade etmeyenlerin o konuda hakikati ıskalamayıp, tam isabet etmeleri mümkün müdür? Bu...

Devamını Oku

İSLAM’DA FİKİR ÖZGÜRLÜĞÜ VE SINIRLARI | Sayı 58

Yazar Tarih: Şub 26, 2016 Bölüm Anasayfa, İSLAM'DA Fikir Özgürlüğü ve Sınırları (Sayı 58), Kapak | 0 yorum

Müslümanların gerilemesi ve bunun sonucunda oluşan Batı hakimiyetinin, tüm dünyada meydana getirdiği bir takım teknolojik değişikliklerin yanısıra dinî, ahlâki ve kültürel bazı değişimleri ve anlayışları da beraberinde getirdi. Batıdan etkilenen İslam toplumlarında bile zamanla dine dayalı, dinin istediği bazı kurallara göre hayatı düzenleme gericilik, özgürlüğün kısıtlanması, çağa ayak uyduramama, örümcek kafalılık olarak addedildi ve olaya bu şekilde bakmayanlar ötekileştirildi. Batının gözlüğüyle çağa ve toplumlara bakanlar tarafından din eksenli yaşantılar, batı zaviyesinden sorgulanır ve hatta hizaya çekilir hale getirildi. Herkes yaşantısını bu yeni çağa ayak uydurma telaşıyla eskiye ait ne varsa atmaya ve onlardan kurtulmaya çalıştı. Ortaya modern insan telakkisi çıktı. Bugün gelinen noktada modern insan; sadece kendini düşünen, bencil, özgürlüğüne (çoğu zaman bu nefsi arzu ve isteklerdir) düşkün, etrafında olup-bitenlere pragmatist bakan, kural tanımayan bir bireye dönüştü. İnsanlar, bu cehenneme sürükleyen girdabın etkisinden ancak kendilerini en iyi bilen, kendilerine...

Devamını Oku