Sayfalar Arası Gezinti Menüsü

Yazar: rumeysa-sarisacli


Dökülmeyelim… | Sayı 67

Yazar Tarih: Kas 15, 2016 Bölüm Anasayfa, Dava Yolunda Dökülenler (Sayı 67), Kapak | 0 yorum

Bundan 23 yıl önce okudum, Fethi Yeken’in ‘Davet Yolunda Dökülenler’ kitabını. Bazı kitapların isimleri, içeriğini okumasak da çok şey anlatır. Bu kitap da adıyla çok şey anlatan kitaplardan… Yıllar önce bu kitabın adını ilk duyduğumda, ‘dökülme’ kavramını da ilk kez duymuş oldum. O günden bugüne geçen yıllar içerisinde, bu dava için yola çıkan birçok insanın, bazen daha yolun başında, bazen ortasında, bazen de ömrün son demi sayılabilecek yolun sonunda döküldüğünü gördüm. Bu insanları gördükçe, kendi kendime ‘Ne olursa olsun dökülmemeliyim’ ve her kardeşimize de ‘Ne olursa olsun dökülmeyelim’ demek istedim. Ne olursa olsun dökülmeyelim ne demek? İşte öyle demek… Yani ne olduğunun veya ne olmadığının önemli olmadığını, önemli olanın ‘dökülmemek’ olduğunu unutmamak… İnsanlar hayatlarının çeşitli safhalarında, bu dönemleri bahane ederek veya hayatın içerisinde yaşanılan çeşitli imtihanları bahane ederek davayı bırakmaktadırlar. Bekârken, anne babasını mazeret edip dökülenler… Evlenince eşini bahane...

Devamını Oku

Rabbimiz Bizden Kabul Buyur | Sayı 65

Yazar Tarih: Eyl 10, 2016 Bölüm Anasayfa, Kapak, Rabbimiz Bizden Kabul Buyur (Sayı 65) | 0 yorum

Kurban bayramına yaklaştığımız şu günlerde, kurban ibadetimizi yerine getirmeye hazırlanıyoruz. Rabbimizin belirlediği her bir ibadet, bize o kadar çok şey öğretiyor ki. Kurban ibadeti de büyük mesajlar ihtiva eden, çok özel bir ibadet. Rabbimize şükrümüzün göstergesi olarak yaptığımız bu ibadet, bir hayvanın kurban edilmesinden çok daha öte manalar ihtiva ediyor: Muhterem Hocamız der ki: “Bir koyunun, yediği ot, içtiği ise pis bir sudur. Böyle olmasına rağmen Allah’a canını verir. İnsanoğluna ise, çok daha temiz ve büyük nimetler verilmiştir. İnsan nasıl olur da Rabbine karşı, bunun şükrünü yerine getirmez! Bir koyun kadar da mı olamayacağız.” Aslında, bazen bir koyunun kurban olması, bir elmanın güneşin altında kızarması, bir karıncanın durmak bilmeden çalışması, ateş böceğinin etrafını aydınlatmak için gösterdiği çaba, arının bal yaparken kat ettiği yol, hepsi insanoğluna çok şey anlatır. Tüm hayvanât ve nebatât, kısacası kâinat insana hocalık yapar. Onlar hayatlarıyla,...

Devamını Oku

Neydik; Ne Olduk? | Sayı 63

Yazar Tarih: Tem 22, 2016 Bölüm Anasayfa, Kapak, Yanlış İç ve Dış Politikalar Yüzünden AKP Türkiye'yi Rezil Etti (Sayı 63) | 0 yorum

Bu yazıda direkt olarak bizden değil ama bizim cenahın insanlarından bahsedeceğim… Bir zamanlar, İslami kesim olarak ideallerimiz vardı… Bir zamanlar, her ne kadar aramızda ihtilaflı mevzular olsa da, kardeş olduğumuzun nispeten farkındaydık… Bir zamanlar, Amerika ‘büyük şeytan,’ İsrail kadim düşmanımızdı ve ‘Filistin’ diye bir davamız-derdimiz vardı… Bir zamanlar, toplumun değişmesine dair, devletin dönüşmesine dair hayallerimiz vardı… Bir zamanlar laikliği dinsizlik, demokrasiyi aldatmaca olarak görür, alabildiğine eleştirirdik… Bir zamanlar İslamcı idik, muhaliftik… Savrulduk… Bugün gelinen noktada dünkü söylemlerin, ideallerin hiçbirisi kalmadı. Tüm bunların yerini devletçi, menfaatçi, düşmanla işbirlikçi, ilkesiz; İslam’ı bir ideal olarak değil de, bir göz boyama veya taraftar toplama aracı olarak gören, çok aşağılık bir zihniyet aldı. Bizim kesimin büyük bir kısmı, nasıl bu hale geldi? Aslında bugünkü vahim durumu anlamak için dünü, geçmişi iyi tahlil etmek gerekiyor. İslami söylemleri ve idealleri olan bu kesim, temel noktalarda, aslında...

Devamını Oku

HASBÜNALLAH… Allah Bize Yeter | Sayı 62

Yazar Tarih: Haz 22, 2016 Bölüm Kapak, Yanlışları Tenkit Ettiği İçin Tevhidi Furkan Hareketine AKP Zulmü (Sayı 62) | 0 yorum

Ne güzel bir duadır, ne güzel bir sabır cümlesidir: “Hasbünallahu ve ni’mel vekil.” Onulmaz zannedilen zorlukların, acizlik ve çaresizliklerin galebe çaldığı anda; ne kavî bir kulluk ve ne kavî bir dayanaktır bu dua. Bilen bilir bu duanın kerametini. İnsanın boyunu aşan zorluklar esnasında, küçücük olduğunun farkına varıp da, ‘Allah bize yeter’ demenin, insanı nasıl güçlendirdiğini… Allah’ın varlığının bile, var olduğunu ve şah damarından daha yakınında olduğunu bilmenin bile insana yettiğini bilen bilir. ‘Bittim’ dediğin anda, eğer; ‘hasbünallah’ dersen, Rabbu’l Âlemîn’in nasıl da ‘yettim’ dediğini bilen bilir. Rabbimiz Teâlâ bize bu duayı şu ayetiyle öğretiyor: “Onlar öyle kimselerdir ki, ‘düşmanlarınız size karşı ordular hazırladılar, artık onlardan korkun’ dediklerinde, bu ancak onların imanlarını arttırdı ve ‘Allah bize yeter; O ne güzel bir vekild ir’ dediler.”1 Allâmu’l guyûb olan Allah’ın kelamı Kur’an, bugüne ve bugünün gerçeklerine yine ne güzel hitap ediyor. Bugün...

Devamını Oku

İnsanlık Öldü; Yaşasın Hümanizm! | Sayı 59

Yazar Tarih: Mar 18, 2016 Bölüm Anasayfa, İslam'da İnsanın Değeri (Sayı 59), Kapak | 1 yorum

Bugün Batı Medeniyeti’nde, insanlığa ve insancıllığa bakışın son durumunu özetleyen bir cümle: İnsanlık Öldü; Yaşasın Hümanizm! Rönesans’la birlikte ortaya çıkan hümanizm akımı, batının, dinin ortaya koyduğu değerlerden insan aklının ortaya koyduğu değerlere yönelimidir. Muharref İncil’in insan fıtratına ters düşen öğretilerinden sıyrılan batılı filozof ve bilim adamları, hümanizm ile aklı ve bilimi, bilginin ve hakikatin gerçek kaynağı olarak görmeye başladılar. Bunun sonucunda, insan aklı kutsalın yerini aldı. Yani hümanizm, Hristiyanlığı ve dahi tüm dinleri dışlayan, insanı kutsayan bir hareketin adıdır. Kavram olarak her ne kadar Rönesans’la ortaya çıkıp, 19. Yüzyılda popüler hale gelse de, batı felsefesinin temelinin atıldığı antik Yunan’dan itibaren var olduğu anlaşılmaktadır. Batılı Filozof Ernest Renan’ın şu cümleleri hümanizmin temelde nasıl bir akım olduğunu ve neyi hedeflediğini ortaya koymaktadır: “Yürekten inanıyorum ki geleceğin dini, katıksız hümanizm olacaktır… Belli bir şekle bürünmeyecek bu inanç, akıldan başka kılavuz tanımayan, dünyada...

Devamını Oku

Demokrasi’de Fikir Özgürlüğüne Bakış | Sayı 58

Yazar Tarih: Şub 26, 2016 Bölüm Anasayfa, İSLAM'DA Fikir Özgürlüğü ve Sınırları (Sayı 58), Kapak | 0 yorum

Fikir Özgürlüğünün Tanımı ve Önemi Özgürlük; üzerinde çokça tartışılan, kimi çevrelerin birçok problemin çözümü, kimilerinin ise problemlerin kaynağı olarak gördüğü bir kavramdır. Bu yazımızda ‘özgürlük’ kavramını genel anlamda anlatmaktan ziyade, özellikle batı demokrasilerinde var olduğuna inanılan ‘fikir/düşünce özgürlüğü’ üzerinde duracağız. Yazımızda ele alacağımız ‘düşünce özgürlüğü’ veya ‘fikir özgürlüğü’ ifadesinden kastımız, insanın zihninde var olan ve kaleme, konuşmaya veya hayata geçirmediği zihinsel düşüncelerini yani ‘düşünme özgürlüğünü kastetmiyoruz. Çünkü insan aklı en olmadık düşünceleri veya en uç fikirleri dahi düşünebilir ve bu düşüncelere, hiçbir bir sistem veya kişi engel koyamaz. Kişinin zihinsel düşüncesindeki marazlı fikirlere ket vuracak, engel olacak en büyük güç, iman ve ilimdir. Ancak, düşündüklerini bir fikir olarak ortaya koyma, konuşarak aktarma veya yaşayarak empoze etme olan ‘düşünce veya fikir özgürlüğü’ çok daha farklı bir konudur. Burada ele alacağımız nokta da, meselenin bu tarafıdır. Şu bir gerçektir ki fikrin...

Devamını Oku

Türk ve Kürt 1000 Yıldır Öz Kardeştir!

Yazar Tarih: Şub 4, 2016 Bölüm Anasayfa, Kapak, Türkiye Suriye Olma Yolunda mı? (Sayı 57) | 1 yorum

Türkler ve Kürtler 10. Yüzyıldan (İslam’a giriş 9. Yüzyılda başlayıp 10. Yüzyılda yoğunlaşmış, 11. Yüzyılda devam etmiştir) itibaren yoğun bir şekilde İslam’a girmişlerdir. Dolayısıyla aynı coğrafyanın insanı olan bu iki topluluk, bundan tam 1000 sene önce, din kardeşi olmuşlardır. Kur’an-ı Kerim ise bu kardeşliğin daha da ileri boyutta olduğunu ‘inneme’l mü’minûne ihvetun-mü’minler ancak kardeştir’1 ayetiyle bildirmektedir. Ayette geçen ‘IHVE’ kelimesi, nesep(kan) yoluyla kardeş olanları ifade eden ‘ehh’ kelimesinin çoğuludur. İman kardeşliğinin bu kelimeyle ifade edilmesi gerçekten çok manidardır. Ayetteki bu incelikten anlıyoruz ki, Rabbimiz Teâlâ İslam’daki kardeşliği bu kelimeyle ortaya koyarak, aslında tevhid akidesiyle birbiriyle din kardeşi olanların arasında, kan bağıyla da kardeş olmuş gibi bir yakınlık oluşmaktadır. Dolayısıyla Rabbimiz Müslümanlar’ın, her bir mü’mini, soyuna-sopuna, ırkına-rengine bakmadan, kendi öz kardeşi gibi görmesini istemektedir. Ayetin verdiği bu derin mesajdan sonra, kalbinde zerre kadar iman olanın, bir başka ırka mensup kardeşine...

Devamını Oku

Yalancı Baharın Hazin Sonu, Kurtlar Sofrasında Bir Ülke: SURİYE (Sayı 56)

Yazar Tarih: Şub 3, 2016 Bölüm Kapak, Kurtlar Sofrasında Bir Ülke; Suriye (Sayı 56) | 0 yorum

Bundan 5 yıl önce Ortadoğu’da ayaklanmalar başladığında, birileri bu ayaklanmalara çok alengirli bir isim verdi: ‘Arap baharı.’ Koskoca Ortadoğu halklarını, adeta rüştüne ermemiş bir insanı kandırır gibi, bir söylemle sokağa döktüler. Ümmetin ferasetli önderleri hariç, âliminden- aydınına, avamından- havasına hemen her kesim bu ismi benimsedi ve Ortadoğu’da oluşan bu hareketliliğin gerçek bir bahara gebe olduğu intibaı her kesimde yaygınlaştırıldı. Hatta safın önde gidenlerinden bazıları hızlarını alamayıp, bu hareketlenmelerin bir İslam devrimine gebe olduğunu dahi iddia etti. Bu hareketlerden İslam devriminin doğacağını iddia edenler, temel gerçekleri görmezden geldi. Yılanın yavrusu yılan, aslanın yavrusu aslan olur. Yılandan aslanın doğduğu vaki değildir. Söylemin ‘İslam Medeniyeti’ değil de demokrasi söylemi olduğu, plansız-teşkilatsız hareketlerden, İslami eğitimin verilmediği kitlelerden, bir bayrak altında toplanmayan ve kendiliğinden gelişen (spontane) ayaklanmalardan İslam devriminin doğması, hayal üstü hayaldir. Ancak Müslümanlar bu olmayacak hayali kurdular, hatta aksini iddia edenleri ümitsiz,...

Devamını Oku

İslam Hakim Olana Kadar Muhalefetteyiz… (Sayı 55)

Yazar Tarih: Kas 20, 2015 Bölüm Anasayfa, Güncel, İslam'da Muhalefet (Sayı 55) | 0 yorum

Müslümanlar 18. Yüzyıldan bu yana, çok geniş çaplı ve büyük bir çöküş dönemine girdi. Kimi zaman savaşlarla, kimi zaman fitnelerle, kimi zaman da emperyalist amaçlarını gerçekleştirmeye çalışanların hırsları uğruna milyonlarca insanımız katledildi… Farklı ülkelerde ve farklı zaman dilimlerinde envai çeşit yöntemlerle, uyanışımız engellendi ve cihaddan/mücadeleden kısacası ideallerimizden uzaklaştırılmaya çalışıldık. Birileri, gerçekten kazanmayalım diye yalancı zaferler dahi yaşattı. Çok kayıp verdik, çok acı çektik… Düşman planlı, gerçekçi ve çok çalışkan olunca, biz ise plansız, aceleci ve tembel olunca zararımızı katmerledik. Can kayıplarımız çok büyük acıların yaşanmasına sebep olduysa da, yine de yıkılmadık, ayaktayız diyebilirdik ancak, koca ümmeti ölüden beter bir duyarsızlık, hissizlik, tepkisizlik girdabına sokan ve toplumda hızla yayılan muhafazakârlık hastalığı, yenilgimizi tescilledi. Tam da birileri ‘kazandık’ derken, hakikatte kaybettiğinin farkında olmak, ancak bu gerçeği anlatamamak hepsinden acı, gerçekten acı. Kazanmak… Düşünme yeteneğini ve İslam’ın verdiği muhalif ruhu bir nebze...

Devamını Oku

DAVETİN GERÇEKÇİ YOLU: İLGİ (Sayı 54)

Yazar Tarih: Eki 28, 2015 Bölüm Anasayfa, Hedeflerimiz, İslami Davette İlginin Önemi (Sayı 54) | 0 yorum

Muhterem Alparslan Kuytul Hocamız; ‘İlgi şifadır’ diyerek yılın hedefini açıkladı. İnsanın bünyesinde manevi hastalıkların alabildiğince yayıldığı şu asırda, insan her çeşit şifaya muhtaçtır. Kur’an şifadır, dua şifadır, ders şifadır ama eğer bu şifa kaynaklarını hastalara ulaştıracak kaygılı, ilgili şifacılar olmazsa, tüm bunlar derman olma fonksiyonunu yerine getirememektedir. Manası, içeriği, özü itibarıyla çok sade bir kavram ‘ilgi’ kavramı… Ve belkide biraz bu yönüyle çok da insanî, insana ait bir kavram… Anlatmanın ötesi… Davetin devamı… İnsana verilen değerin ispatı… ‘Davetçi’ vasfını hak edebilmenin gerçekçi yolu: iİgi… Belki de davetçinin Rabbine sunacağı en geçerli mazeret: ‘Ben ilgilendim’ sözü… Bazen arkadaşımızdan, bazen komşumuzdan, bazen bir hocamızdan, bazen de doktorumuzdan şikayetleniriz ‘benimle ilgilenmedi’ diyerek… Bu serzenişlerde bulunurken, aslında hiç de zor olmayan bir şeyi bizden esirgediklerini düşünürüz. Ve aynı zamanda insanın asli vazifelerinden olan ilginin olmayışına şaşkınlığımızı da dile getirmiş oluruz. Oysa Allah Azze...

Devamını Oku