Sayfalar Arası Gezinti Menüsü

Bölüm: Bölümler


Furkan Nesli Dergisinin 70. Sayısı Çıktı

Yazar Tarih: Şub 24, 2017 Bölüm Anasayfa, Editörden, Önce En Yakın Akrabanı Uyar (Sayı 70) | 0 yorum

21. asrın davetçileri olarak bizler; “Önce En Yakın Akrabanı Uyar” ayeti ile önceliği akrabalarına veren ve bu şekilde halka halka büyüyüp İslam Medeniyeti’ne erişen Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in davet konusundaki hareket metodunu örnek alıyoruz. Yılımızın “İlgilenme” hedefine dair hazırladığımız 70. sayımızı “Önce En Yakın Akrabanı Uyar” başlığıyla sizlere sunuyoruz. Davetimizin her aşamasında Peygamberimizi örnek alarak, adım adım O’nun izinden gitmeye çalışıyoruz. Nasıl ki Efendimiz Kur’an’ın emirlerine uyarak akrabaları ile başladı ise bizler de öyle başlıyoruz davetimize… Başyazarımız Muhterem Alparslan Kuytul Hocaefendi’nin İslam’da davet ve insan kazanmanın önemini anlattığı başyazısı ve akrabalarımızla, en yakınlarımızla ilgilenirken nereden başlamamız gerektiğini, birlerden binlere nasıl ulaşabileceğimizi, Batının yalnızlaştırma projelerine karşılık nasıl ‘bir ve beraber’ olabileceğimizi ve bunun gibi birçok konuyu ele aldığımız yazılarımızın; tüm kardeşlerimiz için bir ışık olması duası ile…   Benzer Yazılar İslam’da Davet ve İnsan Kazanma | Sayı 70 Toplumsal...

Devamını Oku

Toplumsal Dönüşümde Akrabayı Davetin Önemi | Sayı 70

Yazar Tarih: Şub 24, 2017 Bölüm Anasayfa, Kapak, Önce En Yakın Akrabanı Uyar (Sayı 70) | 0 yorum

İslam Medeniyeti hedefiyle yola çıkan her bir davetçinin, Allah’a davete en yakınları olan akrabalarından başlaması hem Rabbimizin ilahi emri hem de Peygamberimizin Nebevi Hareket Metodu’nun gereğidir. O yüzden tevhidi şuura sahip Müslümanlar olarak, ilahi mesajı akrabalarımıza ulaştırmakla vazifeli olduğumuzu yeniden hatırlamalıyız. Efendimizin akrabaları konusundaki hassasiyeti bizi teşvik ederken, bu ilgi sonucunda akrabalarının O’na olan desteği de ümitlendirmelidir. YAŞLI-GENÇ, KADIN-ERKEK, ZENGİN-FAKİR, TÜRK-KÜRT… Toplumsal dönüşümü başaramayan bir hareketin sonuca ulaşması mümkün değildir. Halkı arkasına alamayan bir hareketin ise bunu başarması mümkün olamayacaktır. Bugün gerek dünyada gerekse de ülkemizde, İslami hareketin sonuca ulaşamamasında bu eksiğin etkisi büyüktür. Halk ile bağını koparan bir hareketin halkı değiştirmeye, toplumu İslamlaştırmaya ve sonunda İslam Medeniyeti’ni kurmaya talip olması gerçekçi bir talep olamayacaktır. Esasında hareket metodunun da bir merhalesidir kitleselleşme… Şümullülük esasımız bunu anlatan bir esastır. Yaşlı-genç, kadın-erkek, zengin-fakir, makamlı-makamsız, Türk-Kürt toplumun tüm kesimlerine hitap etmek ve...

Devamını Oku

Hayatına anlam katmak mı istiyorsun? İşte sana müjde!

Yazar Tarih: Şub 16, 2017 Bölüm Anasayfa, Furkan Genç, Akan Kan ve Mes'uliyetimiz (Sayı 69) | 0 yorum

Sıradan sohbetlerden sıkıldın mı? Artık televizyon izlemiyor musun? Twitter’daki gündemler artık seni sarmıyor mu? Instagram’daki fotoğraflar sıradanlaşmaya mı başladı? Facebook zaman tüneli reklamlarla mı doldu? Yoksa Üniversiteye mi hazırlanıyorsun? Ya da üniversiteli olarak sıradan bir ‘üniversite hayatı’ mı yaşıyorsun? “Neler yapıyorsun?” sorusuna, “Aynı işte ne olsun” cevabını mı veriyorsun? O zaman bir kenara çekilip düşünme ve kafandaki soruları netleştirme vaktin gelmiştir. Üniversite çağında bir genç olarak kafanda bir takım sorular mutlaka vardır. Bu sorularına yanıt bulduğun takdirde hayatını anlamlandırabilirsin. Araştırdın, sordun, tartıştın… Soruların belli ama cevap mı bulamıyorsun? İşte sana bir fırsat! Furkan Nesli Dergisi olarak ‘hayatına anlam katmak’ için sorularına cevap arayanlara bir müjde vermek istiyoruz. Muhterem Alparslan Kuytul Hocaefendi, yıl boyunca her ay üniversite hazırlık ve üniversiteli gençlerle söyleşi programı düzenliyor! Gençlerin sorularını birebir yanıtlayan Hocaefendi, özellikle ‘hayatına anlam katmak isteyen’ gençlere tavsiyelerde bulunuyor. İki üniversite mezunu...

Devamını Oku

Akdeniz’de Hayatta Kalmayı Başaran 2 Mültecinin Hikayesi | Sayı 69

Yazar Tarih: Şub 16, 2017 Bölüm Anasayfa, Furkan Genç, Akan Kan ve Mes'uliyetimiz (Sayı 69) | 0 yorum

Bu bölümde, dünya genelinde çeşitli alanlarda yeni ve ilginç fikirlerin yayınlandığı ted.com sitesinden seçtiğimiz içerikleri size sunuyoruz. Bu sayımızda Avrupa’ya Akdeniz üzerinden botlarla geçmeye çalışan Suriyeli mültecilerin durumu hakkında Melissa Fleming’in sunumunu sizler için derledik. İyi okumalar. Her gün; hayatları için tehlikeli sınırlardan ve denizlerden kaçan insanların acı hikayelerini dinliyorum. Öyle bir hikaye var ki geceleri uyumamı engelliyor… İşte bu, Doaa hakkında.Suriyeli bir mülteci, 19 yaşında. Gündelik yevmiyelerle Mısır’da güç bela bir hayat sürdürüyordu. Ailesiyle birlikte onu buraya sürükleyen savaş, dördüncü yılında hala şiddetini koruyordu.Bassem adında bir nişanlısı vardı. Birgün Bassem Doaa’ya dedi ki, “Hadi İsveç’e gidelim; iltica ve güvenlik isteyelim. Ben çalışırım sense okursun”. Ama Avrupa’ya gitmek için hayatlarını riske atmak zorunda olduklarını biliyorlardı. Zalimlikleri ile ün yapmış insan kaçakçılarına güvenecekler ve Akdeniz boyunca yolculuk yapacaklardı. Doaa ise sudan çok korkuyor ve yüzmeyi de bilmiyordu. Yılın Ağustos ayıydı...

Devamını Oku

Su Akmıyor, Kan Akıyor! | Sayı 69

Yazar Tarih: Şub 15, 2017 Bölüm Anasayfa, Furkan Genç, Akan Kan ve Mes'uliyetimiz (Sayı 69) | 0 yorum

Doğruluğa koşanlara, adaleti ayakta tutanlara ve zulmün hoyrat rüzgârlarına başkaldıranlara selam olsun. Adaletin olmadığı bir dünyada huzur tahsis edilemez. Ümmet coğrafyası her gün biraz daha akan kana teslim olmakta ve insanlık, hatta Müslümanlar bu zulme sessiz kalmaktadır. Maalesef yükselen tepki sesleri ise kısa ömürlü olmakta, projesiz ve hazırlıksız girişilen mücadele yöntemleri ile ümmetin canı daha fazla yanmaktadır. Akan kandır, su değil. Akan, bir damlasının bile yere düşmesi Allah Azze ve Celle’yi gazaplandıracak olan Müslüman kanıdır. Nehirlerin çağlayanları hiç bugünkü kadar öfkeyle akmamıştı, hiç bu kadar öfkesinden rengi kıpkırmızı olmamıştı. Ah benim ümmetim, sahipsiz kalmış. Ardından yapılacak kupkuru bir niyaz, bir dua kalmış. Duasızlıktan kalpleri kuruyan Müslümanlar, çorak iklimdeki çölleri geçmiş. Evet, gözlerden yaş akmıyor, ırmaklardan su akmıyor; yeryüzünün pınarları, Müslümanların da göz pınarları kurumuş. Su akmıyor, işte mazlumlardan kan akıyor. Allah korkusunun ruhlarımızı terk edip dünya sevgisiyle kaplandığı kalplerin...

Devamını Oku

Motiur Rahman Nizami’nin Mektubu | Sayı 69

Yazar Tarih: Şub 15, 2017 Bölüm Anasayfa, Furkan Genç, Akan Kan ve Mes'uliyetimiz (Sayı 69) | 0 yorum

Ben Gidiyorum… Doğduğumda nikâhlandığım ve son nefes diye zaman tayin ettiğim buluşmaya gidiyorum. Korkmuyorum. Ardımda pişmanlıklarım var ama üzgün değilim. Kırgınım. Sözünü unutanlara, kardeşinin elini tutmayanlara, düşeni kaldırmayanlara, Allah için gözyaşlarını sakınanlara, zalimin yanında durup mazluma timsah gözyaşları dökenlere, kıyama kalkmayı kolay zannedip elindekini muhafaza etmek için bahane satanlara, alanlara kırgınım. Bu kırgınlıkla kavuşacağım Rabbime. Söyleyeceğim bunları. “Müslümanlar etle tırnak gibi midir gerçekten? Sökülüyor tırnaklarımız. Etiniz acımıyor mu?” Ahzab suresinde övülen adam ve kadınlardan çok anlatabilirim size. Sizin üzüldükleriniz için son diye yazılan haberlerin “son” olduğunu mu zannediyorsunuz? Acıyı onlar çekiyor da size pay düşmeyecek mi zannediyorsunuz? Daha ilkokulda öğretmene şikâyet edilmekten korkanlar! Sizi Allah’a şikâyet etmeye gidiyoruz. Her yaptığınızı, her yapmadığınızı, her söylediğinizi, her sustuğunuzu, her gördüğünüzü, her gözünüzü kapadığınızı, her oturuşunuzu, her kalkmayışınızı bir bir not aldım. Her şeyi anlatacağım. Ben Gidiyorum… Ardımda bir fikir kalsın istiyorum....

Devamını Oku

Dünya Tam da Böyledir İşte!

Yazar Tarih: Şub 15, 2017 Bölüm Mesnevi'den Hikayeler, Akan Kan ve Mes'uliyetimiz (Sayı 69) | 0 yorum

Allah yolunun yolcularından biri, başına dev bir kavuk geçirmişti. Nereye gitse başından eksik etmiyordu onu. Bir sabah evinden çıkmış, dergâha gidiyordu. Sokağın kuytu bir yerinde gizlenmiş olan hırsız onu kolluyordu. Tenha bir yere geldiğinde, arkadan saldırarak kavuğu kaptığı gibi kaçmaya başladı. ‘Dur’ diye bağırdı Derviş, ‘Sarığı aç, içini gör de öyle götür’ Hırsız hem can havliyle kaçıyor hem de sarığı çözüyordu. Çözdü ki ne görsün… Metrelerce uzun sandığı büyük kavuğun içi, işe yaramaz bez ve pamuk parçalarıyla dolu. Kala kala elinde bir parçacık bez kaldı. Sinirlendi, yere atarak, ‘Ben de bu gösterişli şeyin içinin de dışı gibi olduğunu zannetmiştim, seni hilekâr seni’ diye dervişe çıkıştı. Derviş, ‘Oğlum’ dedi, ‘Elde etmeye çalıştığın dünya, tam da böyledir işte…’ “Dünya hayatı insana güzel görünür ama değersizdir. İnsan o güzelliklere aldanır. Hâlbuki dünya hayatı bir rüyadan ibarettir. Dünyada servet sahibi olmak tıpkı rüyada...

Devamını Oku

Rabbimize Binlerce Şükür Furkan Hareketi Durmak Bilmiyor | Sayı 69

Yazar Tarih: Şub 15, 2017 Bölüm Öncü Neslin Gündemi, Akan Kan ve Mes'uliyetimiz (Sayı 69) | 0 yorum

“Bütün gelişmeler Allah’ın yardımıyladır. Onlar Allah’ın yürü dediğine dur diyemeyeceklerdir!” Alparslan Kuytul Hocaefendi Öncü bir neslin hazırlanması amacı ile yola çıkan Furkan Eğitim ve Hizmet Vakfı İslam Medeniyeti’nin inşası için çıktığı bu yolda durmadan ilerliyor. “Allah’ın dünyasında Allah’ın dediği olmalıdır” sloganıyla hareket eden Furkan Hareketi, ümmetin kurtuluşu için Türkiye’nin dört bir yanında konferanslar, gençlik programları, panel ve söyleşi gibi halkımızı bilinçlendirici sosyal etkinlikler düzenliyor. Bunun yanında kültürel programlar da tertipleyen Furkan Hareketi, 17-18 Aralık 2016 tarihlerinde 9. Geleneksel Kültür Müsabakaları’nı Elazığ’da gerçekleştirdi. Düzenlenen yarışmaların sonunda birincilere hediyeleri takdim edildi. Alparslan Kuytul Hocaefendi canlı yayın ile müsabakaya konuk oldu. Ayrıca Furkan Hareketi Bayan Kolları, 24 Aralık Cumartesi günü 3 ayrı ilde aynı saatte 3 ayrı program gerçekleştirdi. ANKARA Furkan Vakfı Ankara Bayan Kolları, Ankara’da Furkan Nesli yazarlarımızdan Eğitimci-Yazar Rumeysa Sarısaçlı Hocahanım’ın konuşmacı olarak katıldığı “Allah Sevgisi” konulu bir konferans gerçekleştirdi....

Devamını Oku

Allah Yolunda Baskı ve Eziyetlere Katlanma | Sayı 69

Yazar Tarih: Şub 15, 2017 Bölüm Anasayfa, Siyer, Akan Kan ve Mes'uliyetimiz (Sayı 69) | Allah Yolunda Baskı ve Eziyetlere Katlanma | Sayı 69 için yorumlar kapalı

Yeryüzündeki hiçbir dava, uğrunda mücadele verilmeden kazanılmamıştır. Rasullullah’a verilen bu dava da O’nun ve sahabelerinin her türlü eziyetlere, baskılara, zulümlere sabretmesi ile kazanılmıştır.  Ama öyle bir sabır ki; imanla kalpleri büsbütün olmuş, zulüm; imanlarını yenememiş ve onların imanları karşısında mağlup olmuştur. Kıymetli okurlarımız her sayımızda Peygamberimizin hayatından ve hareket çizgisinden bölümleri sizinle paylaşıyoruz. Geçen sayımızda eğitim merhalesinde ‘Manevi Eğitim’ başlığını ele almış ve bu yolda uzun soluklu olmak için bu eğitimin önemini vurgulamıştık. Bu sayımızda ise Sahabe-i Kiram’ın, Rabbimizin manevi eğitimiyle güçlendirdiği imanlarının ve imanla dolan kalplerinin mücadelesini görerek Allah yolundaki eziyetlere katlanmalarını ele alacağız. Mekke müşriklerinden her kabile, Müslüman olan fertleri ve kölelerine, onları Allah’ın dininden döndürmek için her türlü işkenceyi yapıyordu. Bu konu hakkında örneklerden bazıları şöyle: Ebu Cehil, Mekke halkından makam ve şeref sahibi birinin Müslüman olduğunu duyduğu zaman onu kınar ve azarlar, malına ve akrabalarına...

Devamını Oku

Davete Esastan Başlamak: TEVHİD ‘La İlahe İllallah’ | Sayı 69

Yazar Tarih: Şub 6, 2017 Bölüm Anasayfa, Hedeflerimiz, Akan Kan ve Mes'uliyetimiz (Sayı 69) | 0 yorum

Tüm Peygamberler Davete ‘Tevhidle’ Başladı, Sen De Kalplere Tevhid Tohumunu Ek… Bir davetçi olarak davete en önemli mesele ile başlamalısın, o da Tevhid’dir. Davanın öncüleri olan peygamberler, Tevhid’den başka bir davayı öne sürmediler. Onların da toplumlarında her türlü günah vardı; fakirler eziliyor, ırkçılık yapılıyordu. İçki, kumar, faiz, zina, yayılmıştı. Allah isteseydi, peygamberlerini farklı davalarla ortaya çıkarabilirdi. Davaları; fakir-fukara davası, ırk davası, ahlak davası olabilirdi. Ama hiçbir peygamber bu haklarla ortaya çıkmadı, çünkü en büyük hak, Allah’ın hakkıdır. O halde O’nun adına ortaya çıkılmalıdır. Sen de toplumundaki her türlü günaha karşı, ilk olarak ‘La ilahe illallah’ı anlatacaksın. Bu şekilde, sahte ilahlar yok olup, kalpler hakiki ilaha teslim olacaktır. Allah’ın hâkim olduğu bir toplumda da günahlar yerini, medeni hayatlara bırakacaktır. En Büyük Hastalığı Tedavi Etmek İçin Davet Et ‘La ilahe illallah’ diyerek başlamalısın çünkü mühim olan ‘kanseri’ tedavi etmektir. Kanser gibi...

Devamını Oku