Sayfalar Arası Gezinti Menüsü

Bölüm: Akaid


KADERE İMAN (Sayı 34)

Yazar Tarih: Eyl 30, 2014 Bölüm Akaid, Kardeş Aile Projesi (Sayı 34) | 0 yorum

Allah Azze ve Celle kâinatın başlangıcından kıyamete kadar ve kıyametten sonra meydana gelecek hadiseleri yaratmadan önce takdir etmiştir. En büyük durumlardan en küçüğüne varana kadar neyin nerede ve ne şekilde vücuda geleceğini programlamış ve bu programı kaydetmiştir. İşte bu takdire ve yazıya “kader” denmektedir. Kur’an’da birçok ayette kadere dikkat çekilir. Kader kelimesi Kur’an’da ‘takdir, yaratma ve ölçü’ manalarında kullanılmıştır. “O her şeyi yaratmış ve her yarattığına bir ölçü ve nizam vererek onun kaderini tayin etmiştir.”1 Tohum bu programa göre filiz verir ve gelişmesini sürdürür. Güneş aynı programla hareket eder, ısı ve ışık verir. Yağmur bu programla kurak toprakların imdadına yetişir. Kâinatta meydana gelen birbirinden ince ve hassas her hadisenin hiçbir karışıklık meydana gelmeden devam ediyor olması bu hadise sebebi iledir. Kader meselesi hadis-i şeriflerde de geniş olarak yer almıştır. Ancak insanın kaderinin tayin edilmesi, diğer varlıkların kaderinin tayin edilmesinden...

Devamını Oku

Cehennem Sayı 33

Yazar Tarih: Eyl 30, 2014 Bölüm Akaid, Mekke'nin Fethi (Sayı 33) | 1 yorum

“Nâr”, ateş demektir. “Gözle algılanan alevli ateş” anlamına gelir. Ateş, insan bedenine çok büyük acı ve ızdırap verdiği için ahirette kâfir, münafık ve âsilerin cezası ateşle verilecektir. Cehennem, ahirette suçlulara ceza olarak tutuşturulan ateşin ismidir. Cehennemin en açık vasfı ateş olduğu için, bazen cehennem yerine ateş anlamına gelen “nâr” kullanılır. Cehennem, azap yurdu olan ateşin özel ismidir. Arapça “cehmân” kelimesinden alınmış olup, bu da “cehm” den türetilmiştir. Cehm, “sert ve çirkin olmak”;cehmân, “dibi görünmez derin kuyu” demektir. Cehennem için Kur’an’da en çok “nâr” (ateş) ismi kullanılır. Cehennemin diğer isimleri ise şunlardır: Harîk (yangın), hutame (ezip yok eden), saıyr (alevler), hâviye (uçurum, çukur), lezâ (hâlis ateş, bedenin iç organlarını söküp koparan), sakar (insanın derisini kavuran ateş), cahıym (yakıcı ateş), hamîm (kaynar su), semûm (sıcak rüzgâr), siccîn (hapishane, derin çukur), veyl (Vay haline!), ğayy (azıp sapmak). Adiy bin HatemRadıyallahuAnh’danRasulullah’ın şöyle buyurduğu...

Devamını Oku

Berzah ile Başlayan Ahiret Sayı 32

Yazar Tarih: Eyl 30, 2014 Bölüm Akaid, Özgürlüğün Sınırlarını Allah Belirler ( Sayı 32) | 0 yorum

“Nihayet onlardan birine ölüm gelip çattığında…” “Onların gerisinde yeniden dirilecekleri güne kadar bir berzah vardır.”1 Berzah; iki hayatı birbirinden ayıran bir dünyadır. Mücahid berzah hayatını; “Dünya ile ahiret arasında kıyamet gününe kadar sürüp gidecek bir perdedir ki; kabir diye ifade edilmiştir” der. Berzah, dünyaya dair tüm bağların koptuğu, tüm sevdiklerinle arana aşılmaz bir engelin girdiği yalnızlık yurdudur. Ölen kimse için gayb perdelerinin bir bir aralandığı, hakikati görmeye başladığı, ahiretin giriş kapısı ve başladığı yerdir. Henüz hayatta olanlar için ise, esrarını koruyan bu âleme dair tüm bilgileri yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in bildirdiği ve Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in mübarek sözlerinde aktardıkları ile öğreniriz. Ehl-i sünnet âlimlerimiz Hz. Peygamberin haberlerine kulak vermeyerek kabir âlemini inkâr edenler için Kur’an-ı Kerim’den sağlam delillerle kabir âlemini ispatlamışlardır. Kuran’da yer alan şu ayet konumuzun delil olacak niteliktedir. “Allah mü’minleri, onların kurdukları tuzakların kötülüklerinden korudu. Firavun...

Devamını Oku

Ahirete İman Sayı 31

Yazar Tarih: Eyl 30, 2014 Bölüm Akaid, Bu Sene Ziyaretleşme ve Dayanışma Senesi (Sayı 31) | 0 yorum

Bütün nimetleri ve ihtişamıyla gözlerimizi ve kalplerimizi büyüleyen dünya, sonsuzluk hissi verir ademoğluna… Oysa ezelî ve ebedî bir hayata sahip sadece ve sadece her şeyi yoktan var eden Allah’tır. Esasında ebedilik arzusu insana, ahirete özlem duyması için verilmiştir. Öyle ki ebedilik duygusu ahiretin varlığının aklî delillerinden biridir. Bu duyguyu canlı kılan ise dünyanın çekici lezzetleridir. Fakat insanoğlu ebedilik duygusunu ahirete azık hazırlamak için kullanmalıdır. Kur’an-ı Kerim eşsiz belağatı ile dünya hayatının son bulacağı günü şu ayetlerle bir film şeridi gibi gözümüzün önüne getirir. “Güneş katlanıp dürüldüğünde, yıldızların ışığı söndürüldüğünde, dağlar yürütüldüğünde, kıyılmaz mallar bırakıldığında, vahşi hayvanlar bir araya toplandığında, denizler kaynatıldığında.”1 Bugün bilim dünyası bu gerçeği kaçınılmaz görerek saklayamaz hale gelmiştir. Bilimin dahi kaçınılmaz gördüğü bir hakikati, insanın görmezden gelmesi durumunda zararlı çıkan yine insandır. Dünya dahi kendisine tayin edilen süreyi tamamlamak için ‘Vega’ burcuna doğru süratle yol alırken,...

Devamını Oku

Meleklere İman (Sayı 30)

Yazar Tarih: Eyl 29, 2014 Bölüm Akaid, Cemaat (Sayı 30) | 0 yorum

Her şeyi yaratmış olan Allah Celle Celâluhu, gözle görülen âlemin yaratıcısı olduğu gibi gözle görülmeyen âlemlerin de yaratıcısıdır. “Gaybın anahtarları O’nun yanındadır, onları Allah’tan başkası bilmez.”1 Maddî gözle görülmeyen gayb âleminde var olan birçok varlık içerisinde Allah Azze ve Celle’nin hizmetkârları olan melekler de vardır. Yeryüzünde ihtişamlı saltanatlara sahip olan kralların, bu ihtişamlarının sembolü olarak birçok hizmetkârları olduğu gibi yüce Rabbimizin de görevli melekleri, O’nun saltanatının ne denli âli ve mükemmel olduğunun sembolleridir. Gayb âlemine ve ondaki varlıklara iman, imanın asıl meselesidir. Görülene inanmak inkâr ehlinin dahi yapmış olduğu zorunlu kabulleniştir. Bu sebeple meleklere iman, gayba iman hususunda önemli bir noktadır. Meleklere iman peygamberlere, onların getirmiş olduğu vahye, vahiyle haber verilen diğer gaybî bilgilere ve dolayısıyla Allah’a imana dayanmaktadır. Dolayısıyla Allah’ın meleklerine inanmak, inancın temel şartlarından biridir. Melekleri inkâr ise, hem Kur’an’ı hem de peygamberleri inkâr sayılır. Tarih boyunca...

Devamını Oku

Kitaplara İman (Sayı 29)

Yazar Tarih: Eyl 29, 2014 Bölüm Akaid, Ümmetimizin Hali ve Demokrasi Yalanı Mısır-Suriye (Sayı 29) | 0 yorum

Kâinatı insan için, insanı bir amaç için yaratmış olan Allah Azze ve Celle, insana bir takım kabiliyet ve yetenekler yüklemiştir. Bu yetenekler sayesinde insan kendisi, çevresi ve diğer varlıklar hakkında bilgi edinse de sınırlı ve gücü oranında bir bilgiye ulaşabilir. Gücünü aşan ve yeterli olamadığı konularda ise daima ilahî yardıma muhtaçtır. Allah Azze ve Celle, peygamber göndermek ve kitap indirmek gibi bir görevi ve zorunluluğu olmadığı halde kullarının ihtiyacını bildiği için, kullarına bir lütuf ve ikram olarak peygamberler göndermiş ve onların aracılığı ile kitaplar indirerek kullarına hidayet yolunu göstermiştir. Bununla kullarını sapıklıktan kurtarmak, aydınlığa çıkararak iki dünyada da saadete ulaştırmak istemiştir. İnsanın dünya ve ahiret saadeti, kutsal kitaplarda yer alan Allah Azze ve Celle’nin emir ve yasaklarına bağlıdır. Bu nedenle kutsal kitaplar, gönderildiği toplumlar için vazgeçilmez bir ihtiyaç, ilahî vahye iman etmek ise imanın en önemli rükünlerinden biridir. “Ey...

Devamını Oku

Son Peygamber ve O’na İmanın İhtivası (Sayı 28)

Yazar Tarih: Eyl 29, 2014 Bölüm Akaid, Mü'minler Ancak Kardeştir (Sayı 28) | 0 yorum

Nübüvvet; Allah’ın yeryüzüne müdahalesi ve özgün bir eğitimidir. Fedakâr ve cefakâr eğitmenler ise onca eziyet ve zulme hatta ölümle sonuçlanan talim ve terbiye çalışmalarına karşılık hiçbir ücret istemeden görevlerini son nefese kadar yürüten neferlerdir. Hayatlarını insanlığın kurtuluşu için adamış olan adanmışlardır onlar. Çünkü onlar en dirençli, en sadık, en kararlı dava adamlarıdırlar. Davalarına olan inançları köklü ve derindir. Onlar müjdelerle gelmişler ve korkutarak davetlerini sürdürmüşlerdir. Nübüvvetin son halkası olan Hz. Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile yeniden açılmıştı ilahî pencere ve Yüce Rabbimiz son kez müdahale etmişti insanlık tarihine… Her inanç esasına imanın gerçekleşmesi için bir takım şartlar olduğu gibi peygamberlere imanın da şartları vardır. Allah Azze ve Celle, imana giriş olan Kelime-i Tevhid’in ilk halkasında kendisine imanı, ikinci halkasında ise Peygambere imanı istemiştir. Kur’an’da birçok ayette Allah Azze ve Celle’ye imanın yanında Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e iman...

Devamını Oku

Gereği Gibi İman Etmek (Sayı 27)

Yazar Tarih: Eyl 29, 2014 Bölüm Akaid, Ramazanla Arınmak (Sayı 27) | 0 yorum

“Yeri ve göğü yaratan Allah hakkında şüphe ha…”1 Akıl sahibi her insan, Allah’ın varlığının kesinliğinden şüphe etmez. Şair şöyle der: “Varlığın bilmeye ne hacet kürre-i âlem ile yeter ispatına halk ettiği zerre bile.” Ancak O’nu sadece akıl ile tanımaya çalışanlar daima bir yanılgı içerisindedir. Çünkü O’nu tanımak için sadece akıl kâfi değildir. Akıl ile O’nun varlığının delilleri elde edilebilir ve O’nun varlığına ikna olunur, ancak “Allah’ı O’nun şanına yakışır bir biçimde tanıyamadılar”2 ayeti kerimesinde ifade edildiği gibi sadece akılla Allah’ı hiçbir zaman gereği gibi tanıyamazlar. Öyle ki birçok insan, sadece bu sınırdan öte geçememiştir. Oysaki O’nu tanımanın asıl yeri kalptir. Kalp O’nu tanıyana kadar fırtınalı bir okyanus gibidir. O’nu tanıdıktan sonra fırtına diner ve okyanus sakinleşir. İşte o zaman kalp itmi’nana ulaşır. İtmi’nanın gerçekleşmesi için akıl ve ilim de gereklidir. Bunun için insan doğru kaynaktan en doğru bilgiyi almalı,...

Devamını Oku

Gelin İmanımızı Muhafaza Edelim -2 (Sayı 26)

Yazar Tarih: Eyl 29, 2014 Bölüm Akaid, Ümmetin Kurtuluşu için Beklenen Gençlik (Sayı 26) | 0 yorum

ALLAH’A İMAN A- ALLAH VARDIR Günümüzde insanlar kendi yaptıkları füzelerle aya gidip geliyorlar, uzayda inceleme ve araştırmalar yapıyorlar. İnceleme, araştırma aletlerini uydular halinde yörüngelerine yerleştirerek bu uçsuz bucaksız evren hakkında yeni bilgiler ediniyorlar. Bu uyduların aracılığıyla her türlü haberleşmeyi gerçekleştiriyorlar. Biz evimizde oturup telefonla Almanya, Amerika, Avustralya gibi uzak, yakın, ülke ve kıtalardaki yakınlarımızla konuşabiliyoruz. Evdeki televizyonumuzla dünyanın her yerinde olup biten her şeyi anında görüp öğreniyoruz. Diğer taraftan gözle görülmeyecek kadar küçük varlıkları da mikroskop denilen, küçük canlıları milyonlarca defa büyüten aletlerle inceleyerek bunlar hakkında pek çok bilgiler elde ediyoruz. Bütün bu araştırma ve bilgiler sayesinde insanlar daha mutlu ve sağlıklı bir hayata sahip olabiliyorlar. Bilgilerimiz arttıkça her şeyi içine alan bu evrenin büyüklüğünü, sarsılmaz düzenini her geçen gün, düne göre daha iyi anlıyoruz. Demek ki evren hakkındaki meraklarımız da artmaya devam edecektir. Öyle ise bu evrende görüp...

Devamını Oku

Gelin İmanımızı Muhafaza Edelim -1 (Sayı 25)

Yazar Tarih: Eyl 29, 2014 Bölüm Akaid, Feth-u Karib (Sayı 25) | 0 yorum

Duygu ve düşünceleri tevhitle yeşeren her mümin daima meyve veren verimli bir ağaç gibidir. Çünkü Allah’ın en güzel sözü olan tevhid, kalplere kök salacak ve tüm dünyayı kuşatacak bir güce sahiptir. En güzel teşbihlerle kullarının akıllarına ve duygularına hitap eden Allah Celle Celaluhu şöyle buyuruyor; “Allah’ın güzel sözü neye benzettiğini görmüyor musun; o tıpkı kökü yerde, dalları ise gökte olan ve Rabbinin izniyle sürekli meyve verip duran güzel bir ağaç gibidir.”1 Tevhid, kalplere kök salıp hayatı kuşattığında evvela; insanlığa dünya hayatında tüm meyvelerini sunmaya başlar. Ancak Allah’ı göklere hapsederek İslam’ı duygularla sınırlandırmak isteyenler, İslam’ı Hıristiyanlığa benzetmişlerdir.Oysa insan fıtratı akla ve mantığa uymayan, sadece duyguları kamçılayan bir dinden daima nefret eder. “Yanlış din dinsizliği doğurur” tespitinde bulunan Alparslan Kuytul Hocaefendi’nin de dediği gibi bu gün ruhbanlık batı dünyasını büsbütün dinsizliğe sürüklemiştir. Bu sebeple İslam’ın da hayatlardan kopması için davası ve...

Devamını Oku