Sayfalar Arası Gezinti Menüsü

Bölüm: Alıntı Yazılar


‘Şefkat Tokadı’ Yiyenler | Sayı 67

Yazar Tarih: Kas 24, 2016 Bölüm Alıntı Yazılar, Dava Yolunda Dökülenler (Sayı 67) | 0 yorum

Bediüzzaman, Şefkat Tokatları Risalesi’nde, “Hizmette hâlisen çalışanlara fütur geldiği vakit, şefkatli bir tokat yerler, intibaha gelerek yine o hizmete girerler.” uyarısıyla, ehli hizmet için konunun ehemmiyetine işaret etmiştir. Yaşadığı bazı imtihanlardan dolayı kimilerinin ayağı kaymış ve tamamen davayı bırakmış, kimileri ise şefkat tokadını yedikten sonra tövbe edip, hatasını anlayıp tekrar yola devam etmiştir. İslam davasına bu asırda, davetçi vasfıyla hizmet eden kardeşlerimize şefkat tokatları örneklerinden bazılarını sunmayı gerekli gördük. Örneklerden istifade edilmesi ve Rabbimizin, kardeşlerimizi bu tür tehlikelerden koruması ümidiyle… • Hizmet-i Kur’aniyenin pek mühim bir azası olan Hulusi Bey, Eğirdir’den memlekete gittiği vakit, saadet-i dünyeviyeyi tam zevk ettirecek ve temin edecek esbap bulunduğundan, bir derece sırf uhrevî olan Hizmet-i Kur’aniye’de fütura (usanç, gevşeklik) yüz göstermeğe dair esbap hazırlandı. Çünkü hem çoktan görmediği peder ve validesine kavuştu, hem vatanını gördü, hem şerefli, rütbeli bir surette gittiği için dünya ona...

Devamını Oku

Başarı Yolunda Altın Kurallar-1 | Sayı 65

Yazar Tarih: Eyl 10, 2016 Bölüm Alıntı Yazılar, Kişisel Gelişim, Rabbimiz Bizden Kabul Buyur (Sayı 65) | 0 yorum

Başarmak mı istiyorsunuz? Görev ve sorumluluklarınızı en güzel bir şekilde yerine getirmek istiyorsanız işte size 11 kural:  1- Tırmandığınız Kaya ile Kertenkele Kadar BütünleşmelisinizDağcı tırmanmaya başlamadan önce bizim için sadece bir maceraperesttir. Tırmanırken ona “Bu düpedüz deli” diyebiliriz. Zirveye ulaştığında ise o hepimiz için sadece bir kahramandır. Sadece bir kahraman…. Dağcımız malzemesi olmadan, malzeme yardımı ile tırmanmaya çalışan iki dağcıyı geçer. Böyle inanılmaz başarıyı nasıl mı yaptı. Tek cevapla motivasyon sayesinde. Zihni ve bedeni hep o anla; yalnızca tırmanış anıyla bütünleşti. Tırmanma dışında ne hayal kurdu ne de zirveye ulaşabilmeyi düşündü. Tırmanmaya karar verdiğinden itibaren, yalnızca tırmanmayı düşündü. Çünkü hedefe ulaşmak için motivasyon çok önemlidir. 2-Çiçekleri Görüyor Musunuz?Etrafınıza bir daha göremeyecek gibi bakınız. Bir daha duyamayacak gibi dinleyiniz. Çünkü o zaman her zaman bakıp da göremediğiniz, fark edemediğiniz, duyamadığınız şeyleri, fark edip, görüp, duyacaksınız. İşte o zaman şükredeceksiniz. Ben...

Devamını Oku

Devletin Yıkılması | Sayı 63

Yazar Tarih: Tem 22, 2016 Bölüm Alıntı Yazılar, Yanlış İç ve Dış Politikalar Yüzünden AKP Türkiye'yi Rezil Etti (Sayı 63) | 0 yorum

A. DOĞAL YIKILMA NEDENİ Düşünürümüz, devletin doğal yıkılış nedenini “Organizmacı Devlet Kuramı” ile açıklamaya çalışmıştır. İbn-i Haldun, insan organizması ile devlet arasında bir benzerliğin var olduğunu ileri sürerek, bu benzerlikten hareketle insan organizmasının bağlı olduğu doğal kanuna devletin de bağlı olduğunu kabul etmiştir. Nasıl ki insanlar doğar, büyür ve sonuçta ölürse; devlet de aynı şekilde doğar, gelişir ve yıkılır. İbn-i Haldun insanların doğal ömürlerinin 120 yıl olduğunu, bu sürenin yaklaşık olarak devlet için de aynı olduğunu ileri sürmüştür. Yani devletlerin azami ömrü de, insanların azami ömrü olan 120 yıldır. Ona göre; hiçbir güç bu doğal ömrün sona ermesini engelleyemez.1 B. DİĞER YIKILMA NEDENLERİ 1. Asabiyetin Zayıflaması: İbn-i Haldun, asabiyetin devletin kuruluşunda olduğu kadar yıkılışında da büyük önem taşıdığını bildirmiştir. Ona göre, devletin kurulup genişlemesinden sonra, devlet yöneticilerinin medeniyetin nimetlerine dalıp, asıl gerekli olan asabiyeti unutmaları halinde devlet zayıflamaya başlar....

Devamını Oku

Kibir ve Kendini Beğenmişliğin Kötülüğü | Sayı 63

Yazar Tarih: Tem 22, 2016 Bölüm Genel, Alıntı Yazılar, Yanlış İç ve Dış Politikalar Yüzünden AKP Türkiye'yi Rezil Etti (Sayı 63) | 0 yorum

Allah beni ve seni dünya ve ahiretin iyiliğine kavuştursun. Bilesin ki büyüklük taslamak ve kendini beğenmişlik, faziletleri siler ve alçaklık kazandırır. Nasihat dinlemeyi ve terbiye edilmeyi engelleyen bir rezalet olmak için, bu sana kâfidir. Bu yüzdendir ki, mütefekkirler; “İlim, hayâ ile büyüklük taslama arasında barınamaz. Sel yüksek binalara nasıl düşmansa, ilim de böbürlenenlere öyle düşmandır” derler. Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyuruyor ki: “Kalbinde zerre kadar kibir olan kimse, cennete giremez.”1 Allah Azze ve Celle kibirle kargaşalık çıkarmayı yan yana zikrederek şöyle buyurmuştur: “Bu, ahiret yurdudur. Biz onu yeryüzünde büyüklük taslamak ve kargaşalık çıkarmak peşinde koşmayanlara nasip ederiz.”2 Yine Rabbimiz Teâlâ buyuruyor ki: “Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden engelleyeceğim. Onlar her ayeti görseler bile ona inanmazlar; dosdoğru yolu (rüşd yolunu) da görseler, yol olarak benimsemezler, azgınlık yolunu gördüklerinde ise onu yol olarak benimserler. Bu, onların ayetlerimizi yalanlamaları ve...

Devamını Oku

Münferit Olarak Sadece Meal Okuyarak Din Öğrenilir Mi? | Sayı 60

Yazar Tarih: Nis 18, 2016 Bölüm Alıntı Yazılar, Allah Rasülü'nün Davasını Yaymak (Sayı 60) | 0 yorum

Kur’an’a bizzat başvurmak, sadece âlimlerin, âriflerin varlığını reddetmekle değil, bütün bir İslamî anlayış ve birikimi reddetmekle eşanlamlıdır. Meselenin “Kur’an’ı anlama çabası” gibi masum söylemlerle perdeleniyor olması kimseyi aldatmamalı. Zira bu tavır bir “farklılık arayışı”nın, daha doğrusu “farklı din arayışı”nın ürünüdür. Sahabe’den bize intikal eden İslam, Kur’an’a bizzat başvurma ihtiyacı hisseden çevreleri rahatsız ediyor. Farklı, yeni ve “çağa uygun” bir din arayışı peşindeler. Bunu bulabilirler mi? Teorik olarak evet. Ama buldukları o şeyin “İslam” olma şansı yok. Herkesin kendi heva ve hevesleri doğrultusunda hüküm koyacağı “ben böyle anlıyorum” demenin hazzını tepe tepe yaşayacağı bir ortam arayışı var. Allah-u Teâla’nın muradını yakalamanın peşinde olmakla çağdaş değerlerle çatışma teşkil etmeyen bir din peşinde olmak arasındaki fark, İslam’a teslim olmakla İslam’ı teslim almak arasındaki fark kadardır.Türkiye’de uzun yıllar Hasan Basri Çantay merhumun meali gibi birkaç meal vardı sadece. Sonra bir şeyler oldu, meallerin...

Devamını Oku

Hangi Ara Böyle Olduk!

Yazar Tarih: Eki 28, 2015 Bölüm Alıntı Yazılar, İslami Davette İlginin Önemi (Sayı 54) | 0 yorum

“Seyahat edin ki, sıhhat bulasınız” şeklinde halk arasında da sıkça kullanılan bir hadis vardır.1 Şimdilerde bu hadisin Müslümanların hayatına yansıması epey farklı şekillerde oluyor: -Seyahat et ki, fotoğrafını çekesin! -Seyahat et ki, Facebook’tan konum güncellemesi yapasın! -Seyahat et ki, Instagram’da resim paylaşasın! -Seyahat et ki, yediğin içtiğin sofranı WhatsApp gruplarına atasın! -Seyahat et ki, en abartılı duygu ve hislerini duyurasın! Ve daha neler neler… Allah aşkına söyler misiniz, hangi ara bu kadar gösteriş meraklısı olduk? Hangi ara, kendimizden başkasını düşünmez olduk? Hangi ara, kendimizi insanların gözüne gözüne sokmak için uğraşır, didinir olduk? Bundan 50 yıl önce bir adam yediğini içtiğini anlatacak, resimlerini paylaşıp gösterecek olsa, milletin maskarası olur, dillere düşerdi. Ne görmemişliği kalırdı ne had bilmezliği, ne düşüncesizliği ne de patavatsızlığı… Hepimiz aynı olduğumuz için bu rezilliğimiz göze batmıyor, farkında mısınız? Göre göre alıştık artık. Önceleri garipserken, az biraz...

Devamını Oku

Neler Oluyor? (Sayı 53)

Yazar Tarih: Eyl 15, 2015 Bölüm Anasayfa, Makale, Alıntı Yazılar | 0 yorum

Cinnet halinin bizi esir almaya başladığı bir zaman diliminde olup bitenleri anlamak kolay değil. Sükûnetimizi muhafaza edip ne olup bittiğine bakmalıyız. Güncel siyasi mülahazalar dışında hükümeti çözüm süreci konusunda tavır değişikliğine sevk eden anlaşılır sebepler var: Bunlardan biri süreç boyunca bölgenin adım adım PKK’nın kontrolüne girmesi, muhtemel bir çatışmaya hazırlık olmak üzere on binlerce silahın dağıtılması, özerkliğe giden yolların döşenmesi, mutabakata rağmen silahlı unsurların sınır dışına çıkmaması vs. Bütün bunlar doğru ve eğer yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, merkezle bağı sıkı markaj politikalardan gevşek markaj politikalara geçişi sağlayacak yerinden yönetim modeline geçilmesi arzu ediliyorsa, bu Kürt sorununun çözümünü mümkün kılacak üç ana talepten biridir ve makul bir istektir. Fakat “demokratik özerklik” adı altında bölgenin bazı yerleşim birimlerini Suriye benzeri kantonlara dönüştürüp, federasyona götürecekse, bu sadece bir tarafın kendi başına vereceği karar olamaz. Açıklığa kavuşmayan noktalar var: Kürt siyaseti 7 Haziran seçimleriyle...

Devamını Oku

İSLAM FITRAT DİNİDİR (Sayı 52)

Yazar Tarih: Ağu 27, 2015 Bölüm Alıntı Yazılar, Suruç Katliamı ve Çözüm Sürecinin Bitirilmesi | Sayı 52 | 0 yorum

Gerçekten insan, Aziz ve Hakîm olan Allah tarafından yaratılmıştır. İşte bu din de Allah Azze ve Celle’nin indirdiği bir dindir. Bu din sayesinde insanlık huzura ve rahata kavuşacaktır. Allah insanın mutluluk ve saadetinin bu dine bağlı olduğunu açıklıyor. Tâ ilk andan itibaren Allah’ın koymuş olduğu metod ve program ile mümkündür. İnsanın cennetten ayrılıp yeryüzüne indiği andan itibaren. Nitekim Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “De ki: Bazınız bazınıza düşman olarak oradan (cennetten) inin! Artık benden size hidayet geldiğinde, kim benim hidayetime uyarsa o sapmaz ve bedbaht olmaz. Kim de beni anmaktan yüz çevirirse şüphesiz onun için dar bir geçim vardır, (işi zordur) ve biz onu, kıyamet günü kör olarak haşrederiz.”1 Esasen herhangi bir aletin ya da aracın ustası ve yapanı, yaptığı aletle birlikte, o aletin çalışma prensiplerini ve kanunlarını da birlikte koyar. Onun nasıl korunacağına ilişkin esaslarını belirtir. Örneğin; buzdolabı, uçak, otomobil...

Devamını Oku

TESADÜFLERE İNANIYORSANIZ RAHATSINIZDIR (Sayı 48)

Yazar Tarih: Nis 30, 2015 Bölüm Genel, Alıntı Yazılar, Rahmetin Gerçek Manası (Sayı 48) | 0 yorum

Dünyamızda iki tür insan var: Biri, meydana gelen olayların birbiriyle ilintisiz olduğuna inananlar; kolaylık olsun diye bunlara “tesadüflere inananlar” diyelim… Diğeri de, tesadüf gibi görünen olayların aslında çok daha derin, çok daha titiz bir planlama sonucu olabileceğinden kuşku duyanlar… Siz kendinizi bu iki gruptan hangisine yerleştirirsiniz bilemem; ben ikinci grupta yer alanlardanım. Türkiye’nin siyasi tarihi, kuşkuların haklı olabileceğinin çarpıcı örnekleriyle doludur. 1971 öncesinde sokaklara dökülen gençler “devrim” gerçekleştireceklerini sanıyorlardı; masum olsalar bile, onların hareketlenmesi, sonunda askeri müdahaleyi getirdi. Benzer bir hareketlenmenin aynı sonucu doğuracağını öngöremedi 1980 öncesi sokakları ateşe boğanlar… Zindanları dolduran 12 Eylül (1980) darbesi de o yüzden geldi. Her ülkede olduğu gibi hak ve özgürlükler ancak talep edilerek kazanılıyor ülkemizde; onların kaybı ise çok daha basit bir biçimde gerçekleşiyor: Sonradan “provokasyon” olduğu ortaya çıkan eylemlerle… “Takrir-i Sükûn Kanunu” çıkması için Şeyh Said isyanı (1925) gerekti. Birdenbire ortaya...

Devamını Oku

Müslüman Kadının Modernite İle İmtihanı (Sayı 44)

Yazar Tarih: Oca 6, 2015 Bölüm Alıntı Yazılar, PKK' ya ÇÖZÜM, Alevilere AÇILIM, Cemaatlere BASKI (Sayı 44) | 0 yorum

“Çocuklar düşmesin diye analar elinden tutar sanırdım; meğer anneler düşmemek için çocukların elinden tutarlarmış.” Günümüzde modernite ve onu ayakta tutan kapitalizm, önünde en büyük engel olarak, İslam ve kurumsallaştırdığı aileyi ve kadını görmektedir. Son yıllarda seküler öğretiler doğrultusunda analizci yöntemi benimseyen batıda beyinleri yıkanmış bazı araştırmacı ve akademisyenler, akıl yürütme yöntemini vahiy alanında da kullanmaya kalkışarak, İslam’ın inanç, ibadet, aile ve toplum sistemini yeniden şekillendirmeye çalışmaktadırlar. Aynı kulvarları paylaşan kapitalist medya patronları da ellerindeki araçları onların hizmetine sunmaktadır. Amaçları toplumunun temellerini oluşturan kadını ve aileyi çökertip, gelenekçi gördükleri Müslümanları allayıp pulladıkları modernite potasında eriterek post-modernite kalıplarıyla yeniden şekillendirmektir. Birey merkezli modernite ve onun ekonomik sistemi kapitalizm, aslında tüm dünyada din ve aileyi tutucu ve gelenekçi yapı olarak nitelemektedir. Yine modernitenin bir başka sosyo-kültürel ürünü olan komünizmde de aynı bakış açısı hâkimdir. Her iki sitemin de amacı, bireyleri kendi ilkeleri...

Devamını Oku