Sayfalar Arası Gezinti Menüsü

Bölüm: İslam’a Davet Köşesi


‘En Güzel Söz’e Davet! | Sayı 59

Yazar Tarih: Mar 18, 2016 Bölüm İslam'a Davet Köşesi, İslam'da İnsanın Değeri (Sayı 59) | 0 yorum

İnsanın acz ve fakrına, nefsi emmaresinin desiselerine uymakta ısrarına, hevasının peşinden iz sürerek öz benliğinden -yani halifeliğinden- ayrılmasına, cehaletinden ve alışkanlıklarından ödün vermemesine rağmen yine de Allah’a davet vazifesini üstlenmesi, ona verilen ne büyük değerdir.İnsanın, fıtratında var olan bunca zaafına rağmen, bu ulvi görevi yerine getirmesi, batınî ve haricî engellere rağmen yoluna azimle devam etmesi elbette çok zor. Ancak her şeye rağmen insana verilen en değerli, en şerefli vazifedir Allah’a davet etmek… Müslüman, yeryüzünde Allah’ın adını yüceltmek, Peygemberi metodu takip ederek İslam ümmetinin kurtuluşu için her türlü gayreti ve fedakarlığı göstermek zorundadır. Aynı zamanda toplumda huzuru tesis etmek, adaletsizliği ortadan kaldırmak, zulme rıza göstermemek de müslümanın vazifelerindendir.Rabbimiz; “Allah’a çağıran, salih amelde bulunan ve gerçekten ben müslümanlardanım diyenden daha güzel sözlü kimdir?”1 buyurarak, müslümanlara en güzel sözün davetçisi olmalarını emretmektedir. Tarih boyunca Allah’a davet, peygamberlerin ve onların yolunu takip eden...

Devamını Oku

Muhterem Alparslan Kuytul Hocaefendi’den İslam Davetçilerine Tavsiyeler | Sayı 59

Yazar Tarih: Mar 18, 2016 Bölüm İslam'a Davet Köşesi, İslam'da İnsanın Değeri (Sayı 59) | 0 yorum

İlgilenme Senesinde Muhterem Alparslan Kuytul Hocaefendi’den İslam Davetçilerine Tavsiyeler – İslam’a davette muhatabıma hiçbir zaman kızmadım. Ne kadar konuşursa konuşsun, ne kadar ağır şey söylerse söylesin hiç önemli değil, asla kızmam. Böylesi durumları hoş görmek lazım. Bazen böylesi davranışlar konuşmadan daha etkilidir. – İnsana değer vermek, ona merhametli davranmaktır. Peygamberimiz bedevilere karşı çok merhametliydi. – Muhatabının gözüne bakarak hitap etmek; ona saygı duymak ve değer vermektir. Herkesten bizim talebelerimiz gibi davranmalarını bekleyemeyiz. Aksi halde insan kazanamayız. İlk defa böyle bir ortama giren kişileri hor görmemeliyiz. Bunlar muhatabı kazanma yollarıdır. Bu İslam davetçilerine gerekli bir sünnettir. – İnsanlara isimleriyle hitap ediniz. Bu, insana verilen bir değerdir. Böylelikle karşınızdaki kişinin sizi daha iyi dinlemesini sağlamış olursunuz. – İlgilendiğiniz kişi ziyaretinize geldiğinde, gerekirse onu arabasına kadar uğurlayın. Bu değer vermektir. – Peygamberimiz hutbe esnasında bile konuşana sus demezdi. Efendimiz hutbede konuşurken bir bedevi...

Devamını Oku

Davetçinin Vasıfları-3 (Sayı 18)

Yazar Tarih: Eyl 29, 2014 Bölüm İslam'a Davet Köşesi, Okuma Senesi- Yaratan Rabbi'nin Adıyla Oku (Sayı 18) | 0 yorum

Davetin kabulünde davetçinin şahsiyetinin rolü şüphesiz çok önemlidir. İslam davetçisi olumlu vasıflarıyla gönüllere nüfuz eder, onları kendisine ve davasına yaklaştırırken; olumsuz yönleriyle insanları kendinden ve davasından uzaklaştırmış olur. İslam’a davet gibi çok şerefli vazifeyi yüklenmiş olan dava erleri bu güzel vasıflarla bezenmedikçe, olumlu yönlerini geliştirmedikçe başarılı olmaları zordur. Bu olumlu vasıflar bir yandan hareketin gelişmesine katkıda bulunurken, diğer yandan bu çetin yolda davetçinin dökülmesini engelleyici birer yol azığı hükmündedir. Bu vasıflardan bazılarına değinmiştik. Diğer bazı vasıflar ise şunlardır: İhlâs Kur’an-ı Kerim, ilk İslam davetçileri olan Peygamberlerin önemli bir özelliğinden bahseder. Rasullerden, kendileriyle gönderilen hakikatlere ve uyarılara sırt çeviren toplumlarına şunu vurgulamaları istenir: “Eğer yüz çevirecek olursanız, ben sizden bir ücret istemedim. Benim ecrim, yalnızca Allah’a aittir. Ve ben, Müslümanlardan olmakla emrolundum.”1 Maddeyi ön plânda tutan ve her şeye materyalist pencereden bakanlar, nebevî öğütlerin ardında daima dünyevî bir takım çıkarlar...

Devamını Oku

Davetçinin Vasıfları-2 (Sayı 17)

Yazar Tarih: Eyl 29, 2014 Bölüm İslam'a Davet Köşesi, Ümmetimizin Hali ve Yeniden Dirilişimiz (Sayı 17) | 0 yorum

İnsanların huyları, kişilik yapıları, fikirleri, zekâ düzeyleri ve ilgi alanları birbirinden farklıdır. Sosyal ve psikolojik yönlerden göze çarpan bu farklılıkların yanında, problemleri ve ihtiyaçları da farklılık arz etmektedir. Bu özellikler toplumdan topluma değiştiği gibi, insandan insana da değişebilir. İslam davetçisi tüm bu değişimleri göz önünde bulundurarak, içinde bulunduğu toplumu tüm yönleriyle ele alıp, davasını bütün kesimlere ulaştırmak ve böylece onları davasıyla kuşatmak durumundadır. Davetçinin kuşatıcı olması, evvela hareketin kuşatıcı (şumüllü) olmasıyla bağlantılı olmakla beraber, davetçide bazı vasıfların olmasını da gerektirmektedir. Başarı, bu vasıflara sahip olmakla doğru orantılıdır. Tıpkı bir doktorun genel anlamda birçok hastalığı teşhis edebilecek asgari düzeyde bilgiye sahip olması ve gerektiğinde kendini aşan durumları ihtisas sahibine yönlendirmesi gibi, birer manevî doktor hükmünde olan İslam davetçilerinin de muhataplarının hastalıklarını teşhis ve tedavi edebilecek temel davetçi vasıflarını taşıması gereklidir. Önceki sayımızda bu vasıflardan önemli olanlarına (bilgi, sabır gibi) değinmiştik....

Devamını Oku

Davetçinin Vasıfları-1 (Sayı 16)

Yazar Tarih: Eyl 27, 2014 Bölüm İslam'a Davet Köşesi, Ümmetimizin Hali ve Arakan Müslümanları (Sayı 16) | 1 yorum

“De ki: “Bu benim yolumdur. Bir basiret üzere Allah’a davet ederim; ben ve bana uyanlar da.”1 İslam davasını yüklenmek, onu insanlara ulaştırmak, gönülleri bu davaya bağlamaya çalışmak ve insanlara mesuliyetlerini hatırlatıp, onların birer dava eri olmalarını sağlamak hiç şüphesiz kutsal olduğu kadar zor bir iştir. Bu zorluğun üstesinden gelebilmek, davetçide bulunması gereken bilgi, beceri ve donanıma en asgari düzeyde sahip olmakla mümkündür. Ümmet olmanın, yeryüzünde meydana gelen her türlü zulümlere dur diyebilmenin yolu, bu davet ve irşat faaliyetlerinin ehil ellerde ve bilinçli bir şekilde yapılmasından geçmektedir. İslam davetçilerinin, yeryüzünde hâkimiyet Allah’ın oluncaya kadar mücadele etmek gibi büyük hedefleri varken; bu hedefe davetçi vasfına sahip olmamış insanlarla, plânsız ve programsız çabalarla, basiretsiz kadrolarla ulaşabilmeleri hayalden öteye geçmeyecektir. Bu nedenle yeterli sayıda vasıflı İslam davetçisi yetiştirmek bugünün en önemli meselesidir. Hareket içerisinde ne kadar gerekli vasıflara sahip, daima davası için koşturan,...

Devamını Oku

İslam’a Davette Hitabetin Önemi-3 (Sayı 15)

Yazar Tarih: Eyl 27, 2014 Bölüm İslam'a Davet Köşesi, Ramazan ve İnfak (Sayı 15) | 0 yorum

En temel görevleri tebliğ olan Peygamberlerde aranan en önemli özelliklerden biri de kuşkusuz hitabettir. Çünkü Peygamberler; Allah (c.c.)’tan gelen emir ve yasakları tebliğ ve tebyin vazifesi ile görevlendirilmişlerdir.1 Bu da yerinde ve zamanında, açık, doğru ve anlaşılır bir konuşma üslubu ile mümkündür. Konuşma kabiliyetinde eksiklik veya yanlışlık bulunan kimsenin bu kutsal görevi ifa etmesi mümkün değildir. Allah (c.c.) tarafından görevlendirilen bütün Peygamberlerin bu donanımla gönderilmiş olmaları bunu göstermektedir. İslam’a davette hatibin dış görünüşü, şahsiyeti ve bu şahsiyeti oluşturan önemli unsurlardan ihlâs ve doğruluğa dair Peygamberî örnekleri belirtmiştik. Bu sayımızda Hz. Peygamber (s.a.v.)’in konuşması üzerinde duracağız. Hz. Peygamber (s.a.v.), “Onlara içlerine işleyecek, ruhlarına tesir edecek şekilde beliğ söz söyle”2 ayetinin emrini yerine getirmek için üstün bir çaba sarf etmiş, muhatabının maksadı anlayabilmesi için çeşitli yöntemlere başvurmuştur. Yerine göre bir vaiz, bir öğretmen, bir hâkim, bir aile reisi; duruma göre bir...

Devamını Oku

İslam’a Davette Hitabetin Önemi-2 (Sayı 14)

Yazar Tarih: Eyl 27, 2014 Bölüm Gençliğe Çağrı (Sayı 14), İslam'a Davet Köşesi | 0 yorum

Sözcükler, düşüncelerimizin dışa yansımalarıdır. Bu ikisi birbirine öyle yakındır ki, birindeki kopukluk ve hata diğerinde hemen kendini belli eder. Bu nedenle güzel ve etkili konuşma, insanın hem aklını iyi kullandığını gösterir, hem de inancına olan bağlılığını ortaya koyar. İnsanın davasına olan sadâkati ve bağlılığı ne kadar kuvvetliyse, davasını anlatma ve yayma isteği de aynı oranda güçlü olacaktır. Davasını ortaya koyarken sadâkati ve bağlılığı nispetinde en güzel şekliyle (ki bu ancak Peygamberî metotla olur) yapmaya çalışacaktır. Hz. Peygamber (s.a.v.), yüce ahlâkıyla, davasına olan bağlılığıyla ve şahsiyetiyle, kısacası her yönüyle numune-i imtisal olarak önümüzde iken, İslam adına her ne ortaya koyarsak koyalım, yapılan faaliyetler Peygamber (s.a.v.)’e ve getirdiklerine uymuyorsa başarıya ulaşamayacaktır. Başarıya ulaşsa bile Allah (c.c.) razı olmayacaktır. “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah’ta sizi sevsin…”2 Hayatımız bütün yönleriyle ne kadar Resulullah(sav)’ın hayatına benziyorsa, yani O’na ne kadar...

Devamını Oku

İslam’a Davette Hitabetin Önemi (Sayı 13)

Yazar Tarih: Eyl 27, 2014 Bölüm Biz Medeniyetimize Dönüyoruz! (Sayı 13), İslam'a Davet Köşesi | 0 yorum

“Allah(c.c.)’tan gelen bir rahmet ve merhamet duygusuyla onlara tatlı söz söyledin ve yumuşak davrandın. Şayet kaba ve sert tabiatlı, katı kalpli olsaydın etrafından dağılıp giderlerdi.”1 Rasûlullah (s.a.v.): “Hiç şüphe yok ki sözde sihirleyen, müessir (tesirli) bir kudret vardır”2 buyurmuştur. “Söz, kullanmasını bilen için mükemmel bir silahtır. Onunla; gönül almak da, gönül kırmak da mümkündür.”3 İslam’a davet ederken dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan birisi, bu işi nasıl yaptığımız ve muhataplarımızda ne kadar etki bırakabildiğimizdir. Elbette ki hidayete ulaştıracak olan Allah(c.c.)’tır. Ancak biz, hidayet nasılsa Allah (c.c.)’tandır diyerek yaptığımız işi plân ve programlı bir metot dâhilinde yapmadan, bizlere örnek olan Hz. Peygamber (s.a.v.) ve ashabına uymadan, geçmiş tecrübelerden istifade etmeden, bu görevi ne kadar güzel ve doğru yaptığımızı düşünebiliriz acaba? Hizmet ederken bazen söylenen bir sözün tesir ettiğini görürüz. Bazen de çok güzel konuşulduğunu düşündüğümüz bir konuşmadan insanlar etkilenmemiş olabilir....

Devamını Oku

Rasûlullah’ın Davet Metodu-3 (Sayı 12)

Yazar Tarih: Eyl 27, 2014 Bölüm De ki: Göklerin ve Yerin Rabbi Kim? (Sayı 12), İslam'a Davet Köşesi | 0 yorum

Allah Rasûlü (s.a.v.) çeşitli yollar deneyerek davetini sürdürebilmenin ve davasını yayabilmenin mücadelesini yılmadan, usanmadan vermeye devam ediyordu. Fakat Mekke’de bulduğu fırsatları titizlikle değerlendirerek, sürekli davetine devam eden Allah Rasûlü’nün alanı, gün geçtikçe biraz daha daralıyor ve müşrikler tarafından imkânları her gün biraz daha kısıtlanıyordu. Bu sebeple kabileleri davet ederken aynı zamanda Mekke’deki olumsuzlukları da düşünerek davete merkez olabilecek yeni bir üs arıyordu. “İçinizden beni kavmine götürüp himaye edecek biri yok mu? Kureyş Rabbimin kelamını tebliğime engel oluyor” diyerek her fırsatta davetini tekrarladığı zamanlarda, O’nun azmine, şevkine muhatapları ve düşmanları bile şaşırıyor ve onların “senin bizden ümidini kesme vaktin gelmedi mi?” demelerine sebep oluyordu.1 Nübüvvetin onuncu yılında arka arkaya kendisini himaye eden amcası Ebu Talip’i ve en büyük destekçisi Hatice’sini kaybedince, umudunu Mekke ayarında bir şehir olan Taif’e bağlamış, davanın yayılması için yeni bir zemin olur diye, Zeyd b. Hârise’yi...

Devamını Oku

Davette Başarılı Olmanın 3 Temel Kuralı (Sayı 11)

Yazar Tarih: Eyl 27, 2014 Bölüm Gün Davet Günü (Sayı 11), İslam'a Davet Köşesi | 0 yorum

1. İhlâsla Davet İslam davetçisi, davet vazifesini bir görev bilerek yerine getirir ve karşılığını yalnızca Allah’tan bekler. İnsanların daveti kabul etmesini dahi beklemeden, sadece Allah emrettiği için davet eder. “De ki: Sizden hiçbir ücret istemiyorum. Ücretiniz sizin olsun. Benim ücretimi Allah verecektir. O her şeye şahittir.”1 2. Hâl İle Davet İslam davetçisi, davetine öncelikle nefsini hakka davet ederek başlar ve davetinin ancak bu şekilde başarıya ulaşabileceğine inanır. Aksi halde, daveti kuru söylemlerden öteye gidemeyecektir. “Siz insanlara iyiliği emrederken, kendinizi unutuyor musunuz? Oysa siz kitabı okuyorsunuz. Yine de akıllanmayacak mısınız?”2 3. Sürekli Davet İslam davetçisi, davetinde ısrarcı olmalı, hemen pes etmemelidir. Kur’an’ın tevhidi ve ahireti tekrar tekrar anlatması gibi İslam davetçisi de insanları usandırmadan, sürekli olarak davette bulunmalıdır. “Ey Peygamber, Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer (bu görevini) yapmayacak olursan, O’nun elçiliğini tebliğ etmemiş olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Şüphesiz,...

Devamını Oku