Sayfalar Arası Gezinti Menüsü

Bölüm: Kapak


Ümmetimizin Hali ve Kanayan Coğrafya ‘ORTADOĞU’ | Sayı 69

Yazar Tarih: Oca 19, 2017 Bölüm Akan Kan ve Mes'uliyetimiz (Sayı 69), Anasayfa, Kapak | 0 yorum

Ümmetin kanayan yarası Ortadoğu…  Savaşın, zulmün, kan ve gözyaşının sebebi çoğu zaman maddi çıkarlar olarak gösterilse de altta yatan asıl sebep bu bölge insanlarının dini kimliğinin “İslam” oluşudur. Yani hak ve batıl savaşı olanca şiddetiyle devam etmektedir. Ama biz biliyoruz ki; gün gelecek Müslümanlar yeniden sahip oldukları İslam kimliğinin şerefiyle, hakkı batılın tepesine indirecektir. Ortadoğu, en geniş anlamda Batı’da Fas, Tunus, Cezayir, Libya, Somali, Etiyopya, Sudan ve Mısır’dan başlayarak, Doğu’da Umman Körfezi’ne kadar uzanan, Irak, Kuveyt, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman’ı da içine alan, Kuzey’de Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri’ni kapsayan, ayrıca İran, Afganistan ve Pakistan’ın da dâhil edildiği, Güney’de de Suudi Arabistan’dan Yemen’e kadar uzanan Arap yarımadasını kuşatan ve ortada Suriye, Lübnan, Ürdün, İsrail ve Filistin’in bulunduğu bir coğrafyadır. Bu bölgenin dinsel anlamda Müslümanlar, etnik anlamda da Türk, Arap ve Farsların çoğunluğu oluşturduğu bir...

Devamını Oku

İslam’da Sebat Kavramı | Sayı 68

Yazar Tarih: Ara 21, 2016 Bölüm Anasayfa, Hak Yolda Sebat (Sayı 68), Kapak | 0 yorum

Bizi davada sebat ettirecek, bu yolda uzun soluklu olmamızı sağlayacak etkenler vardır. Davanın haklılığına inanmak, Kur’an’a yönelmek, sebat için dua etmek, mücadelenin içinde olmak, davayı hakkıyla yüklenmek, cemaatin ortasında olmak gibi hasletler de bu etkenlerdendir ve bunlar kişinin sebat edebilmesinde önemli rol oynamaktadır. Günümüzde hak davanın temsilcileri çok az, buna karşın batıl davaların temsilcileri ise çok daha fazladır. Hatta bugün hak davanın temsilcileri batıl davaların temsilcilerine göre sadece sayı olarak az değil, kalite anlamında da azdır. Bu durum davanın tabiatı gereği olsa da bunun sebepleri üzerinde durmak, geçmişte dava adamlarını bu yolda tutan etkenlere, kavramlara dikkatlerimizi çekmek durumundayız. Yolun uzunluğu, engellerin çokluğu, düşmanların tehditleri bu yolda sabretmeyi zorlaştırmakta, yolda uzun soluklu kalabilmeyi engellemektedir. Biz bu sayımızda sebat kavramı ve sebata götüren etkenler üzerinde duracağız. Sebat; kelime anlamı olarak sözünden ve kararlarından dönmemeyi ifade eder. Bir işte sabit durmak, başlanan...

Devamını Oku

Dava Yolunda Kalbi Hastalıkların Teşhisi | Sayı 67

Yazar Tarih: Kas 15, 2016 Bölüm Anasayfa, Dava Yolunda Dökülenler (Sayı 67), Genel, Kapak | 0 yorum

Dökülmenin sebeplerine baktığımızda nefsi ve ahlaki sebepler, korku, aşırılık-ılımlılık gibi etkenleri görürüz. Dava yolunda dökülmemek için öncelikle davetçileri davadan uzaklaştıran sebepleri iyice bilmek ve bu hastalıkları önceden tedavi etmek gerekmektedir.  İslam davası, türedi bir dava olmayıp başlangıcı Hz. Âdem Aleyhisselam’a kadar uzanan köklü bir davadır. Yeryüzündeki hak-batıl mücadelesinde Hakk’ın yanında saf tutanlar o günlerden bu günlere bu davanın savunucusu olageldiler. Dava yükünün ağır, yolunun uzun olması, tabiatıyla bu yolda birçok dökülmenin yaşanmasına yol açmıştır. Bu dökülmeler İslamî Hareket mensuplarının, İslam davetçilerinin üzerinde çokça durması, sebeplerini ve sonuçlarını iyi analiz etmesi gereken bir durumdur. Dökülmenin sebeplerine baktığımızda, bazen hareketin kendisiyle, bazen fertlerin kendisiyle bazen de dış güçlerin tesiriyle oluştuğunu görürüz. Her biri ayrı ayrı değerlendirmeye değer olsa da biz burada fertlerin dökülme sebepleri üzerinde duracağız. Nefsi ve Ahlaki Sebepler Bu sebepler daha çok kişilerin bünyesiyle, maneviyatıyla, yetiştiği ailenin ve çevrenin...

Devamını Oku

Dökülmeyelim… | Sayı 67

Yazar Tarih: Kas 15, 2016 Bölüm Anasayfa, Dava Yolunda Dökülenler (Sayı 67), Kapak | 0 yorum

Bundan 23 yıl önce okudum, Fethi Yeken’in ‘Davet Yolunda Dökülenler’ kitabını. Bazı kitapların isimleri, içeriğini okumasak da çok şey anlatır. Bu kitap da adıyla çok şey anlatan kitaplardan… Yıllar önce bu kitabın adını ilk duyduğumda, ‘dökülme’ kavramını da ilk kez duymuş oldum. O günden bugüne geçen yıllar içerisinde, bu dava için yola çıkan birçok insanın, bazen daha yolun başında, bazen ortasında, bazen de ömrün son demi sayılabilecek yolun sonunda döküldüğünü gördüm. Bu insanları gördükçe, kendi kendime ‘Ne olursa olsun dökülmemeliyim’ ve her kardeşimize de ‘Ne olursa olsun dökülmeyelim’ demek istedim. Ne olursa olsun dökülmeyelim ne demek? İşte öyle demek… Yani ne olduğunun veya ne olmadığının önemli olmadığını, önemli olanın ‘dökülmemek’ olduğunu unutmamak… İnsanlar hayatlarının çeşitli safhalarında, bu dönemleri bahane ederek veya hayatın içerisinde yaşanılan çeşitli imtihanları bahane ederek davayı bırakmaktadırlar. Bekârken, anne babasını mazeret edip dökülenler… Evlenince eşini bahane...

Devamını Oku

Her Davetçi; Etrafındakiler İçin Bir Rahmettir | Sayı 66

Yazar Tarih: Eki 17, 2016 Bölüm Anasayfa, İlgilenme Senesi (Sayı 66), Kapak | 0 yorum

Örneğimiz Hz. Muhammed Mustafa’dır, her konuda yolumuza ışık tutmak için gönderilmiş en güzel örnek: Usvetu’n Hasene! Ama bu yazımızda değineceğimiz konunun Allah Rasulü’nün hayatında öyle bir ayrıcalığı vardır ki; DAVETÇİLİK O’NUN MESLEĞİDİR, ayrılmaz vasfı ve hatta hayat gayesi! İnsanlığın kurtuluşu için vazifelendirilmiş ve ömrünü Allah’a davete adamış bir peygamberin ümmetiyiz.  Hamd; merhamet ederek insanlığa hidayet rehberi gönderen ve hidayeti ile gönüllerimizi aydınlatan Allah’a, Salât ve Selam da; ümmetinin kurtuluşu için gece-gündüz davet eden ve mücadele eden örneğimiz Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in üzerine olsun. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e gelen vahiyde, Alak Sûresi’nin ilk ayetlerinde verilen ‘oku’ emrinin ardından gelen ayetler O’na vazifesini bildiriyordu. O, insanları müjdelemek ve korkutmak için gönderilmiş bir elçiydi.1 Efendimiz dünyevi ve uhrevi kurtuluşun yollarını göstermeye gelen bir rehberdi. Efendimiz; önce en yakınlarından başlayarak dalga dalga büyüyen bir davet halkası ile Allah’tan gelen rahmeti...

Devamını Oku

Önce En Yakınlarını Uyar! | Sayı 66

Yazar Tarih: Eki 15, 2016 Bölüm Anasayfa, İlgilenme Senesi (Sayı 66), Kapak | 0 yorum

Bu yazımızda davetçi için aile, yakın akraba ve yakın çevre desteğinin önemi, dolayısıyla bu kişilere davanın öncelikli olarak sunulması üzerinde duracağız. Bu şekilde cemaatin fertleri olarak, senenin hedefi olan İlgilenme Senesi’nde kimlerden, nasıl başlayarak ilgileneceğimize geçmişten örneklerle de bir nevi ışık tutmuş olacağız. İmtihan dünyasındayız ve bize verilen ömür sermayesini tüketmekteyiz. Öyle bir imtihan ki içinde imtihanları barındırıyor. Mücadele, fedakârlık, sabır ve sebat isteyen, engelleri çok olan bu yolda sağlam dostluklar kurmak, dava kardeşleri edinmek ve sonuna kadar gidebilmek çok önem arz etmektedir. Yol kaygan ve engebeli olunca, davetçiyi yolun içinde tutacak, davaya, cemaate bağlılığını artıracak ve motivasyonunu üst düzeyde tutacak unsurlar ön plana çıkmaktadır. Bu unsurlar pek çoktur. Biz burada davetçi için; aile, yakın akraba ve yakın çevre desteğinin önemi, dolayısıyla bu kişilere davanın öncelikli olarak sunulması üzerinde durmak istiyoruz. Bu konunun önemi Kur’an-ı Kerim’de bazı Peygamber kıssaları...

Devamını Oku

Teslim Olmak ve Yükselmek | Sayı 65

Yazar Tarih: Eyl 10, 2016 Bölüm Anasayfa, Kapak, Rabbimiz Bizden Kabul Buyur (Sayı 65) | 0 yorum

Kazananlar, bu dünya hayatının bir imtihan sahası olduğunu, kazanmak için her şeylerini ortaya koymaları gerektiğini idrak etmişler, kaybedenler ise dünyanın süsüne, aldatıcı görüntüsüne kapılmışlar, en kıymetli varlıklarını (zaman, beden gücü, mal vs.) dünyayı elde etme uğruna sarf etmişlerdir. Neticede her iki kesimin akıbeti (cennet veya cehennem) farklı olmakla beraber bunların da kendi içlerinde derecelerinin olduğu da bilinmektedir. Konumuz, kazanıp yükselenler olduğu için onlar üzerinde durarak şu soruyu soralım: Bunların cennetteki makamlarının tayini, dereceleri neye göre yapılmaktadır? Salih amelleri içerisinde belirleyici olan hangisidir? İşte bu noktada iman kuvveti, ihlas, fedakârlığın boyutu ve teslimiyet devreye girmektedir. Olaylar ve imtihanlar karşısında alınan tavır, sergilenen duruş, hükme razı olsa bile kalbindeki gerçek duygu önem kazanmaktadır. Hz. Âdem’in iki oğlunun imtihanına bakalım. Her ikisi de Allah Celle Celalûhu’ya yakınlaşmak maksadıyla birer hediye sundular. Habil’in koyun sürüsü, Kabil’in de ziraatı vardı. Habil koyunlarının içerisinden Allah...

Devamını Oku

Rabbimiz Bizden Kabul Buyur | Sayı 65

Yazar Tarih: Eyl 10, 2016 Bölüm Anasayfa, Kapak, Rabbimiz Bizden Kabul Buyur (Sayı 65) | 0 yorum

Kurban bayramına yaklaştığımız şu günlerde, kurban ibadetimizi yerine getirmeye hazırlanıyoruz. Rabbimizin belirlediği her bir ibadet, bize o kadar çok şey öğretiyor ki. Kurban ibadeti de büyük mesajlar ihtiva eden, çok özel bir ibadet. Rabbimize şükrümüzün göstergesi olarak yaptığımız bu ibadet, bir hayvanın kurban edilmesinden çok daha öte manalar ihtiva ediyor: Muhterem Hocamız der ki: “Bir koyunun, yediği ot, içtiği ise pis bir sudur. Böyle olmasına rağmen Allah’a canını verir. İnsanoğluna ise, çok daha temiz ve büyük nimetler verilmiştir. İnsan nasıl olur da Rabbine karşı, bunun şükrünü yerine getirmez! Bir koyun kadar da mı olamayacağız.” Aslında, bazen bir koyunun kurban olması, bir elmanın güneşin altında kızarması, bir karıncanın durmak bilmeden çalışması, ateş böceğinin etrafını aydınlatmak için gösterdiği çaba, arının bal yaparken kat ettiği yol, hepsi insanoğluna çok şey anlatır. Tüm hayvanât ve nebatât, kısacası kâinat insana hocalık yapar. Onlar hayatlarıyla,...

Devamını Oku

Tarih Boyunca Darbeler ve Sonuçları | Sayı 64

Yazar Tarih: Ağu 27, 2016 Bölüm Anasayfa, Darbeler Hakkın Gasp Edilmesidir (Sayı 64), Kapak | 0 yorum

Türkiye tarihinin darbe ve muhtıra dönemlerini içeren, bu döneme ışık tutan kitaplara bakıldığında genellikle 27 Mayıs 1960 tarihinin baz alındığı görülür. Oysa darbe olarak tanımladığımız olgu; seçilmiş olanın hakkını gasp etme, halkın taleplerini askıya alma, kendinden olmayana zulmetme ve sistemi kendi ideolojisi çerçevesinde dizayn etme girişimi ise o takdirde daha eskilere gitmekte fayda vardır. 1900’lü yılların başında esen Meşrutiyet rüzgârının Osmanlıyı da etkisi altına almasını isteyen bir takım güçlerin, bunu İttihat ve Terakki Cemiyeti eliyle gerçekleştirmeleri de bir nevi 2. Abdulhamid’e ve o günün Müslüman halkına yapılan bir darbeydi denilebilir. O günlerde İttihat ve Terakki ordu içerisinde çıkardıkları ayaklanmayı “ordu merkezli ihtilâl” olarak isimlendirmiş, bu anlayış daha sonraki ihtilâllere de zemin hazırlamıştır. Meşrutiyetin ilanından önce 1906’da 4, 1907’de 13, 1908’in ilk altı ayında 28 ayaklanma olması, o günkü şartlarda nasıl bir kaosun olduğunu, dışardan ve içerden fitne odaklarının nasıl...

Devamını Oku

AKP’nin 14 Yıllık İktidarı ve İslami Açıdan Analizi-1

Yazar Tarih: Tem 22, 2016 Bölüm Anasayfa, Kapak, Yanlış İç ve Dış Politikalar Yüzünden AKP Türkiye'yi Rezil Etti (Sayı 63) | 0 yorum

Yaklaşık on dört yıldır (3 Kasım 2002’den bu yana) namaz kılan, eşi başörtülü insanların iktidarda olduğu bir Türkiye ikliminde yaşıyoruz. Hiç şüphesiz on dört yıl, kısa sayılmayacak bir zaman dilimi ve bu zaman, bir partinin veya hareketin gidişatının analizi için fazlası ile yeterli bir süre. Bu açıdan AKP’nin, hükümet olduğu bu zaman dilimine İslam nazarıyla baktığımızda ne gibi olumlu veya olumsuz yönleri olduğuna bir göz atacağız. İslam nazarıyla diyorum, çünkü bir Müslüman’ın başka bir şekilde bakması düşünülemez. Bunu yaparken, eskilerin deyimiyle “âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz ” düsturuna göre AKP’nin parti tüzüğüne ve söylemlerine değil, bizatihi eylemlerine bakacağız. Acaba durum, bazılarının hayal dünyasına dalıp da iddia ettikleri gibi İslami bir topluma, devlet yapılanmasına hatta hilafete doğru bir gidişatı mı gösteriyor yoksa İslami gelişmelere engel ve toplumun gidişatında bir gerileme mi var? İslami açıdan ilerleme ve gerileme tek başına AKP’ye...

Devamını Oku