Sayfalar Arası Gezinti Menüsü

Bölüm: Kıssadan Hisse


İşimizde Başarı ve Huzurun Sırrı | Sayı 66

Yazar Tarih: Kas 9, 2016 Bölüm İlgilenme Senesi (Sayı 66), Kıssadan Hisse | 0 yorum

Anadolu evliyasından Berde-i Sultan’a sordular:– Muvaffak olmanın sırrı nedir efendim?Şöyle cevap verdi:– İki şeydir. Birincisi; günah işlememek, ikincisi; güler yüzlü olmaktır. Eğer işlerimizde muvaffak olamıyorsak, işlediğimiz günahlardandır muhakkak. Çünkü Allah Azze ve Celle, günah işleyeni muvaffak etmez.Sordular yine:– Huzurlu olmanın sırrı nedir efendim?– Kişiyle değil işiyle uğraşanlar, huzurlu olurlar. İşte huzurlu olmanın yolu budur. Benzer Yazılar KARINCA MİSALİ… (Sayı 55) Başarı Yolunda Altın Kurallar-2 | Sayı 66 Alparslan Kuytul Hocaefendi’den Davetçilere Notlar | Sayı 66 Somon Balıkları | Sayı...

Devamını Oku

Beş kişiyle arkadaş olma! | Sayı 65

Yazar Tarih: Eyl 10, 2016 Bölüm Kıssadan Hisse, Rabbimiz Bizden Kabul Buyur (Sayı 65) | 0 yorum

İmam Muhammed Bâkır Rahimehullah şöyle buyurdu:Babam İmam Zeynelâbidîn Hazretleri bana:“Beş sınıf insanla konuşma, arkadaş olma” diye nasihatte bulundu.“Babacığım, beş sınıf insan kimdir” diye sordum. Buyurdu ki: FASIK: “Fâsık kimse ile arkadaş olma. Çünkü o seni bir lokma yemeğe, belki de bundan daha az bir menfaate satar.” “Daha azı nedir?” diye sordum. “Daha azı, elde etmek için hırslı olup da elde edemediği şeydir.” CİMRİ: “Cimri ile arkadaş olma! Çünkü o, çok muhtaç olduğun bir zamanda, malını korumak için seninle alâkasını keser.” YALANCI: “Yalancı ile arkadaş olma! Çünkü o serap gibidir; yakın olanı sana uzak gösterir.” AHMAK: “Ahmak ile arkadaş olma! Çünkü o, sana faydalı olmak isterken zarar verir.” SILA-I RAHMİ TERK EDEN: “Yakın akrabalarıyla münasebeti kesen kimse ile arkadaş olma! Çünkü Kur’an-ı Kerim’de tam üç yerde böyle kimsenin mel’ûn olduğunu gördüm.”     Benzer Yazılar ETKİLENMEMEK ELDE DEĞİL! (Sayı 56) Alparslan Kuytul Hocaefendi’den Güncel-Yorum |...

Devamını Oku

İspanya’ya Yayılan Dava | Sayı 60

Yazar Tarih: Nis 18, 2016 Bölüm Allah Rasülü'nün Davasını Yaymak (Sayı 60), Kıssadan Hisse | 0 yorum

Tarık b. Ziyad ordusunu dört gemiyle Cebel-i Tarık boğazından karşı kıyıya geçirdi. Bu nakil işi hiçbir zorlukla karşılaşılmadan tamamlandı. Çünkü bu iş için kullanılan gemiler ticaret gemileri idi ve halk bu gemilerden inen insanların yeni tüccarlar olduğunu zannediyordu. Kimse bu gemilerin İspanya’yı asırlar boyunca hakikatle diriltecek, dünya tarihini etkileyecek kuvvetleri taşıdığını bilmiyordu. Tarık b. Ziyad, bütün askerlerini karşı kıyıya geçirdikten sonra son seferde gemiye binerek kendisi de Endülüs kıyılarına geçti. Ordusunu bir araya toplayıp, önce üzerinde bulundukları dağın stratejik konumunu inceledi ve ani saldırılara karşı hazırlıklı olmak için ordugâhın etrafına tarihçilerin “Arap Surları” diye adlandırdıkları surları çektirdi. Ve buram buram kahramanlık kokan, ilahî coşkuyla dolu emrini verdi: “Şimdi gemileri yakın!” Artık dönüş yoktu. Önde düşman, arkada deniz. İspanyolların “ülkemize gökten mi indiklerini yoksa yerden mi çıktıklarını bilemediğimiz bir kavim geldi” dedikleri İslâm ordusu, kılıçtan başka silahı ve düşmandan ele...

Devamını Oku

Müslüman Değilse İnsan da mı Değil? | Sayı 59

Yazar Tarih: Mar 18, 2016 Bölüm İslam'da İnsanın Değeri (Sayı 59), Kıssadan Hisse | 0 yorum

Peygamberimiz, insana öncelikle insan olduğu için değer veriyordu. Bunun en güzel ve çarpıcı örneklerinden biri şudur: Bir gün Hz. Peygamber sahabeden bir grupla otururken yakınlarından bir cenaze geçmiş ve Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem cenazeyi görünce ayağa kalkmıştı. Yanında bulunanlar, onun bir Müslüman cenazesi olmadığını, Yahudi cenazesi olduğunu söyleyerek, ‘ayağa kalkmanız gerekmezdi’ demek istemişlerdi. Onların bu sözü üzerine Hz. Peygamber: “Müslüman değilse insan da mı değil?” cevabını vermişti. Efendimiz insana verdiği önemin bir göstergesi olarak, ölülerin arkasından olumsuz konuşulmasını ve kabirlerin üzerlerine oturulmasını da yasaklamıştır. Benzer Yazılar Gerçek Tevekkül (Sayı 49) KUYUDAKİ EŞEK | Sayı 58 Çocuğun Başarısında Ailenin Rolü | Sayı 59 İslami Eğitimde Bir Yenilik Daha! | Sayı...

Devamını Oku

KUYUDAKİ EŞEK | Sayı 58

Yazar Tarih: Şub 25, 2016 Bölüm İSLAM'DA Fikir Özgürlüğü ve Sınırları (Sayı 58), Kıssadan Hisse | 0 yorum

Günün birinde, bir çiftçinin eşeği kuyuya düşer. Hayvan, acınacak biçimde sesler çıkarıp, saatlerce inler durur. Çiftçi ise çaresiz, ne yapacağını bilemez bir haldedir.Sonunda, hayvanın epeyce yaşlandığını, kuyunun suyunun da çekilmek üzere olduğunu düşünür. Eninde sonunda, hayvanı oradan çıkarmanın kendisine pek de bir yararı olmayacaktır.Kendisine yardım etsinler diye, bütün komşularını çağırır. Komşular birer kürek kaparlar ve kuyuya toprak atmaya başlarlar.Başlangıçta hayvan ne olduğunu anlayamadığından, avazı çıktığı kadar bağırmaya koyulur. Sonunda, orada bulunanların şaşkın bakışları altında susar. Birkaç kürek daha toprak attıktan sonra, çiftçi eğilip kuyunun dibine bakar ve gördüğü şeye inanamaz. Üzerine kürekle atılan her topraktan sonra eşek, şaşırtıcı bir şey yapmaktadır. Sırtına düşen toprağı silkeleyip, toprağın üzerine çıkmaktadır. Çiftçinin komşuları, üzerine toprak attıkça eşek, sırtındaki toprakları silkeleyip toprağın üzerine çıkmaya devam eder. Çok geçmeden, orada bulunanların şaşkın bakışları altında eşek kuyudan çıkar ve yola koyulur…Hayat, bazen bizim de üzerimize...

Devamını Oku

Acılar Sevgiyle Tatlılaşır (Sayı 57)

Yazar Tarih: Şub 3, 2016 Bölüm Kıssadan Hisse, Türkiye Suriye Olma Yolunda mı? (Sayı 57) | 0 yorum

Lokman, işinde becerikli, sadık ve sevilen bir köleydi. Efendisi ona oğullarından daha çok güvenirdi. Çünkü o, görünüşte köleydi ama nefsinin efendisiydi. Efendisi, ondaki bu olgunluğun farkındaydı.Lokman’ı âzad etmek için uygun bir fırsat kolluyordu. Efendinin önüne yemek geldiğinde, Lokman’ı çağırır, önce onun yemesini isterdi. Onun yiyip içtiklerini zevkle yer, yemediklerine elini sürmezdi. Bir gün, Efendiye bir kavun hediye getirdiler. Her zaman olduğu gibi Lokman’ı çağırttı.Kavundan bir dilim kesip Lokman’a uzattı. Lokman, ikram edilen kavunu iştahla yedi. Efendi bir dilim daha verdi. Lokman, aynı şekilde onu da yiyip bitirdi. Efendi Lokman’ın kavunu iştahla yediğini görünce, çok sevdiğini düşünerek, bir dilim kalasıya kadar hepsini ikram etti. Son kalan dilimi ağzına götürüp bir lokma alınca, kavunun tadının zehir gibi olduğunu fark etti.Kavunun acılığından gözünden ateş çıktı. Boğazı yandı. Dili kabardı. Ağzındaki acılık gittikten sonra, Lokman’a, “Böyle acı kavunu nasıl iştahla yedin?” diye sordu....

Devamını Oku

ETKİLENMEMEK ELDE DEĞİL! (Sayı 56)

Yazar Tarih: Şub 3, 2016 Bölüm Kıssadan Hisse, Kurtlar Sofrasında Bir Ülke; Suriye (Sayı 56) | 0 yorum

Hz. Fatıma Radıyallahu Anha: “Ya Ali; Hasan, Hüseyin aç, evde yiyecek yok, gidip yiyecek bir şeyler alsana” der. Hz. Ali’nin sadece altı dirhemi vardır. Yiyecek almak için evden çıkar ve giderken yolda kavga eden iki insan görür. Hz. Ali: “Niçin kavga ediyorsunuz? Şu âlemde Allah’ı düşüneceğiniz yerde niçin birbirinizle mücadele ediyorsunuz?” diye sorar. Kavga edenlerden biri, diğerinden altı dirhem alacağı olduğunu ve bunu vermediğini söyler. Hz. Ali cebindeki altı dirhemi çıkarır ve alacaklıya verir. Evine geldiğinde eli boştur. Cennet kadınlarının seyyidesi; “Ya Ali, hiç mi bir şey almadın?” diye sorunca, “Ama ara düzelttim ya Fatıma” der. Hz. Fatıma’nın yüzünde nurlu bir gülümseme belirir. Memnundur kocasının bu güzel hareketinden.Daha sonra Hasan ile Hüseyin ağlamaya başlarlar, ‘açız’ diye. Hz. Ali bu acı manzaraya dayanamaz ve evden çıkar. Yolda bir adama rastlar. Elinde besili bir deve; “Ya Ali bu deveyi sana satmak...

Devamını Oku

KARINCA MİSALİ… (Sayı 55)

Yazar Tarih: Kas 18, 2015 Bölüm İslam'da Muhalefet (Sayı 55), Kıssadan Hisse | 0 yorum

Bir gün yere bir damla bal düştü… Küçük bir karınca geldi, balın tadına baktı ve gitti… Bal hoşuna gitmişti… Bir zaman sonra tekrar geldi, biraz daha yedi… Gitmek istedi ama bal lezzetli gelmişti… Bir türlü bırakamadı…Kendini balın lezzetine kaptırdı ve bal damlasının içine girdi… Ancak çıkmak isteyince buna güç yetiremedi… Debelendikçe daha da battı ve balın içinde can verdi… Karınca biraz bal ile yetinseydi elbette ölmeyecekti… Hikmet ehli der ki: “Dünya büyük bir bal damlasıdır.. Kim ondan yetecek kadarıyla iktifa ederse kurtulur… Kim de ona dalarsa, karınca misali battıkça batar ve helak olur…’’ Benzer Yazılar OĞLUNUZ BİR DÂHİ! GEÇİLMEZ (Sayı 55) MEDENİ(!) BATI’NIN GERÇEK YÜZÜNÜ GÖSTEREN HAÇLI SEFERLERİ -3 (Sayı 55) İslam’ın Avrupa’da Önlenemeyen Yükselişi (Sayı...

Devamını Oku

HZ. ÖMER’İN ADALETİ (Sayı 54)

Yazar Tarih: Eki 28, 2015 Bölüm İslami Davette İlginin Önemi (Sayı 54), Kıssadan Hisse | 0 yorum

Hz. Ömer Radıyallahu Anh’ın oğlu Abdullah bir deve satın alır. Deveyi devletin develerini güden çobana verir. Devletin otlaklarında deve yer, içer, iyice semirir. Birgün Abdullah Radıyallahu Anh satılması için deveyi pazara götürür. Hz. Ömer deveyi pazarda görür ve kimin olduğunu sorar. “Oğlunun” derler. Canı sıkılır. Oğlunu çağırır, deveye nasıl sahip olduğunu ve nasıl böyle semirdiğini sorar. Oğlu, olanları anlatır. Bunun üzerine Hz. Ömer Radıyallahu Anh: “Vay, ne güzel. Hem halife oğlu olasın, hem böyle iş edesin. Deveni devlet çobanı otlatsın, devlet otlaklarında otlatılsın, satınca da kârı senin olsun. Olmaz böyle şey. Git deveyi sat. Deveyi aldığın tutarı sen al, gerisini götür, devlet hazinesine teslim et” der. Benzer Yazılar BABANIN ÇOCUĞUNA DUASININ ÖNEMİ (Sayı 54) Suriye’de Sona, Yani BOP’a Doğru! İncirlik Üssü Amerika’ya Irak Savaşında Açıldığında Tepki Gösterenlerin, Bugün Üssün Amerika’ya Yeniden Açıldığı Halde Tepki Göstermemelerini Nasıl Anlamalıyız? (Sayı 54)...

Devamını Oku

Sermayesi Tükenen Adam (Sayı 52)

Yazar Tarih: Ağu 27, 2015 Bölüm Genel, Kıssadan Hisse, Suruç Katliamı ve Çözüm Sürecinin Bitirilmesi | Sayı 52 | 0 yorum

Bağdat’ta Ağustos sıcağı ortalığı yakıp kavurmaktaydı. Herkes, serinleyeceği gölge bir yer, ferahlatacak bir rüzgâr arıyordu. Çarşı-pazar kurulmuş, alışveriş başlamıştı. Bu arada bir adam, yüksek dağların mağaralarından getirdiği buzları satıyordu. Buz kalıpları eriyip ziyan olmadan bir an önce onları satmalıydı. Gel gör ki, ekonomik durgunluk sebebiyle fazla buz satılmıyordu. Öğle sıcağı bastırınca buzlar yavaş yavaş erimeye başladı. “Mal canın yongasıdır!” ya; tek sermayesi olan buzlarının gözü önünde eridiğini görmek, adamın içini de eritiyordu. Erimenin hızlanmasıyla içi yanan adam şöyle bağırmaya başladı: “Sermayesi sürekli tükenen bu fakirden buz alan yok mu?” O sırada talebeleriyle oradan geçmekte olan büyük veli Cüneyd-i Bağdadî bu sözleri duyunca birden durdu ve olduğu yere çöktü. Başını ellerinin arasına aldı. Talebeler telaşlandılar ve “Ne oldu hocam?” diye sordular. Cüneyd-i Bağdadî; “Şu adamın söylediklerine dikkat edin!” diyerek, buz satıcısının tarafına baktı. Adam, içinin yandığı sesinden belli olacak şekilde...

Devamını Oku