Sayfalar Arası Gezinti Menüsü

Bölüm: Maneviyat Köşesi


Üç Ayların Fazileti|Sayı 61

Yazar Tarih: May 19, 2016 Bölüm Maneviyat Köşesi, Furkan Nesli 5 Yaşında (Sayı 61) | 0 yorum

“Allahümme Bariklena Fi Receb Ve Şaban Ve Belliğna Ramazan”“Allah’ım bize Recep ve Şaban’ı mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır.”1 Âmin“Recep Allah Teâlâ’nın, Şaban Benim, Ramazan ise ümmetimin ayıdır.”2 (Hadis-i Şerif)Yüce Allah’a sonsuz şükürler olsun ki, yeni bir rahmet iklimi olan mübarek üç aylara kavuşmuş bulunuyoruz. Bu aylar, imanımızdan gelen bir heyecanla ibadet hayatımızın daha canlı tutulduğu rahmeti bol, bereketli bir mevsimdir. Recep ayında, Regaip ve Miraç; Şaban ayında Berat; Ramazan ayında ise Kadir Gecesi gibi dört ayrı gece bulunmaktadır. Bu geceler, üç ayların manevî atmosferinin bereketli ve hikmetli yıldızları gibidir. Bu aylar, dua ve yakarışların Allah’a arz edilmesi, pişmanlık gözyaşlarıyla günahların yıkanması, yapılan ibadet ve taatlere verilen sevabın katlanması bakımından kaçırılmayacak bir fırsattır. Bu günlerde nefisler hesaba çekilmeli, ana sermayemiz olan ömrümüzün nerede ve nasıl tüketildiği gözden geçirilmeli, amel defterimize neler yazıldığı, mahşer günü kurulacak büyük divanın tek Hâkimi...

Devamını Oku

ÜÇ AYLAR RECEP, ŞABAN, RAMAZAN (Sayı 48)

Yazar Tarih: Nis 30, 2015 Bölüm Genel, Anasayfa, Maneviyat Köşesi, Rahmetin Gerçek Manası (Sayı 48) | 0 yorum

EFENDİMİZ ’in DUASI Allah’ım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka ibadete lâyık mâbûd yoktur. Beni yaratan Sensin. Ben Senin kulunum, gücümün yettiği kadar Sana verdiğim söz ve ahid üzerindeyim. Yaptığım kötülüklerden Sana sığınır, verdiğin nimetlere şükreder, kusurlarımdan Sana ilticâ ederim. Günahlarımı mağfiret eyle, Senden başka mağfiret eden yoktur. Allah’ım! Din ve azmimde sebâtı, rüşdümde azîmeti, iyi işlere azmetmeyi Senden isterim. Nimetine şükrü ve Sana güzel ibadet edebilmeyi Senden isterim. Her şeyden sâlim ve huşû sahibi kalbi, dürüst ahlâka, sâdık ve zâkir lisâna sahip olmayı, nimetine şükür ile güzel ibadet ve makbûl amellerde bulunmamı Senden isterim. Bildiğin bütün iyilikleri Senden ister ve bildiğin bütün kötülüklerden Sana sığınırım. Allah’ım! Geçmiş-gelecek, gizli-âşikâr ve Senin bildiğin bütün kusurlarımı mağfiret et. İlk ve son, her şeye kâdir ve her gizliyi bilen Sensin. Üç ayların içindeyiz. Recep, Şaban ve Ramazan aylarının kendine has bir hazzı ve...

Devamını Oku

Teslimiyet Göstergesi “KURBAN” (Sayı 30)

Yazar Tarih: Eyl 29, 2014 Bölüm Maneviyat Köşesi, Cemaat (Sayı 30) | 0 yorum

“Hani Rabbi ona ‘teslim ol’ buyurduğu zaman, o da ‘âlemlerin Rabbine teslim oldum’ demişti.”1 “Hayır, öyle değil; Rabbine andolsun ki aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem kılıp sonra senin verdiğin hükme, içlerinde hiç bir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.”2 İslâm, tarih boyunca Allah’ın insanlara gönderdiği dinin genel adı olup, kelime manası olarak boyun eğmek, teslim olmak, itaat etmek manalarına gelir. Allah Azze ve Celle’nin Hz. Peygamber’in rehberliğinde öğrettiği hayat tarzı, en son ve mükemmel şeklini almış, O’nun uyguladığı ve öğrettiği hüküm ve düzenlemeler, kıyamete dek tek nihaî otorite olarak önümüze sunulmuştur. İmtihan için gönderilen insanoğlunun bu otoriteye teslimiyeti veya isyanı, onun ahiretteki durumunu şekillendirecektir. İnsan kendisine ilham edilen ‘takva’ ve ‘fücur’dan hangisini harekete geçirirse, ona göre karşılığını görecektir. İnsanlık tarihinin zirve şahsiyetleri olan Peygamberler, Allah’a yaklaşma, teslimiyet ve takvanın en önde gelen kişileri olarak göze...

Devamını Oku

Ramazan Ayınız Mübarek Olsun (Sayı 27)

Yazar Tarih: Eyl 29, 2014 Bölüm Maneviyat Köşesi, Ramazanla Arınmak (Sayı 27) | 0 yorum

KADİR GECESİ Gelişiyle birlikte oluşturduğu manevî iklimle nefsimizi arındıran ve iç dünyamızı ihya eden Kadir Gecesi, Ümmet-i Muhammed’e Rabbi Rahîm’in özel bir lütfudür. Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu ilahî armağanı şöyle ifade eder: “Allah-u Teâlâ, Kadir Gecesi’ni ümmetime hediye etti ve daha öncehiç kimseye vermedi.” Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hz. Aişe validemize Kadir Gecesi’nde şu duayı yapmasını tavsiye buyurdu: “Ey Rabbim! Affedicisin, affetmeyi seversin bu günahkâr kulunu da affet!” Kadir Gecesi üç aylar içerisinde en kıymetli, manen en bereketli bir gece olduğundan, Rabbimiz bu gecede mü’minlerin kalplerine affedileceklerine dair büyük bir ümit bahşeder ve günahla kararmış kalplere sönmez bir nur indirir. Bu geceye ulaşan her müslüman gecesini hakkıyla ihya etmeli, ömrününmuhasebesini yapmalı ve tüm günahlarından tevbe etmiş bir kul olarak, ölüm kendisine gelinceye dek Rabbine adanmış bir hayatı yaşama kararı almalıdır. Rabbimiz içinde bulunduğumuz mübarek günler özellikle...

Devamını Oku

NEFSİN MERTEBELERİ-5 (Sayı 21)

Yazar Tarih: Eyl 29, 2014 Bölüm Maneviyat Köşesi, "Zalimler Yakında Nasıl Bir İnkılâpla Devrileceklerini Göreceklerdir." (Sayı 21) | 0 yorum

NEFS-İ RÂDİYYE Cüz’i iradeden külli iradeye, kesretten tevhide sığınan, sadece dilleri değil kalpleri dahi Haktan gelen emir ve nehiyleri sükûtla karşılayanların derecesidir. Kader rüzgârı ne yandan eserse essin gönül rahatlığıyla bütün hadiseleri göğüsleyenlerin, Allah’tan gelen her şeyi sevinçle karşılayanların derecesidir. Lütfu ve kahrı bir sayan, bela ve musibetler karşısında sabırdan öte şükürle karşılık veren, Hakkın rızasını talep yolunda karşılaştıkları çileleri rahmet kabul eden ve içtikleri zehri, tiryaka çevirenlerin derecesidir. Nefs-i Râdiyye makamının sahipleri, her sabah namazın arkasından “Rab olarak Allah’a, din olarak İslam’a, Nebi ve Resul olarak da Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e razı oldum”1 duasıyla ümmetine rıza makamını isteten Efendimiz’in, Allah Azze ve Celle’den duyduğu hoşnutluğun başına O’nun Rab sıfatını alması gibi, Allah’tan Rab olarak hoşnut olanlardır. Bu makamın sahiplerinin imanın halâvetini duydukları bir hakikattir. Çünkü Efendimiz: “Kim Rab olarak Allah’a razı olursa, imanın tadını tadar”2 buyurmuştur. Bütün...

Devamını Oku

NEFSİN MERTEBELERİ-4 NEFSİ MUTMAİNNE (Sayı 20)

Yazar Tarih: Eyl 29, 2014 Bölüm Maneviyat Köşesi, Ümmetimizin Hali ve Filistin (Sayı 20) | 0 yorum

‘Ey huzura eren nefs’ hitabıyla Kur’an’da zikredilen bu nefs; Hakkın emirlerine layıkıyla uyup, men ettiklerinden titizlikle sakınarak manevî hastalıklardan kurtulan, hakikî ve kuvvetli bir iman ile huzur, sükûn ve itminana kavuşmuş nefistir. Nefsi Mutmaine sahibi; imanın mahalli olan kalbinin manevi odacıklarını şirkten, şüpheden, Nefs-i Emmare’nin aldatıcı arzularından ve mecazî aşklardan arındırarak kalbine hakikî imanı yerleştirmek için Hz. İbrahim misali “Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster”1 dercesine iman hakikatlerinin delillerini öğrenmeye gayret eder. Hakikî imana ulaştığında ise nefsi itaat altına girmiş ve dinî mükellefiyetleri hem zahiren hem bâtınen tereddütsüz kabul etmiş ve bunları en güzel şekilleriyle ifaya başlamıştır. Bütün dünya bir olup inandığının zıddını iddia etse dahi, inancında en ufak bir tereddüt duymadığı gibi, inancı uğruna hiçbir çile ve mücadeleden korku da duymaz. Hani Firavun kendisine değil, Allah’a kul olmayı tercih eden sihirbazları tehdit ederek: “Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim,...

Devamını Oku

NEFSİN MERTEBELERİ-3 (Sayı 19)

Yazar Tarih: Eyl 29, 2014 Bölüm Maneviyat Köşesi, Ümmetimizin Hali ve Suriye (Sayı 19) | 0 yorum

NEFS-İ MÜLHİME Nefs-i Mülhime: Kalbe ve gönle ilham olunan nefistir. Ayette: “Sonra da ona, iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin ederim ki!”1 buyrulmuştur. Birçok efendisi olan köle mi yoksa bir tek efendisi olan köle mi daha özgürdür sloganıyla bir tek efendinin buyruğu altına girmiş olan nefs-i mülhime; dünyanın cazibesine ve bitmeyen nefsî arzularına rağmen yönünü Rabbine, sırtını dünyaya dönerek özgürlüğe doğru koşmaktadır. Birçok insan nur-u ilahiden kaçarak gölgesi üzere giden kişi gibi dünya içerisinde kaybolup giderken, nefs-i mülhime ise Rabbinden gelen nura doğru koşar ve dünya arkasından süzülüp gelen gölgesi gibi onu takip eder. Artık onun bütün gayreti daha önceki gibi dünyevî bir mal veya makam yahut da başka bir şey için değil, sadece Rabbinin rızasını ve dostluğunu kazanmak içindir. Hakkın emirlerine eğilen boynu, men ettiklerine karşı kıldan incedir. Rahman’ın rahmetini celbeden bu hali sebebiyle kalbine ve gönlüne ilhamlar...

Devamını Oku

NEFSİN MERTEBELERİ-2 (Sayı 18)

Yazar Tarih: Eyl 29, 2014 Bölüm Maneviyat Köşesi, Okuma Senesi- Yaratan Rabbi'nin Adıyla Oku (Sayı 18) | 0 yorum

Nefsi levvâme Nefsin basamaklarından ikinci mertebede olan nefsi levvâme; levm kökünden gelir. Levm’in kelime manası kınama, serzeniş ve muhasebedir. Bu durumdaki nefsin sahibi, nefsi emmareye göre gafletten uzaktır, kötü bir iş yaptığı zaman kendini kınar ve serzenişte bulunur. Bundan dolayı kınayan, kendini hesaba çeken nefse, nefsi levvâme denilir. Rabbine iltica eden nefsi levvâme; mahzun bir kalbe, yaşlı gözlere ve daima istiğfar eden bir dile sahiptir. İşlemiş olduğu günahlarından dolayı duyduğu pişmanlık ince bir sızıdır yüreğinde. Tevhid ile nefsi emmârenin bağlarını kopararak, gaflet perdesini bir nebze olsun aralamış olmanın kazandırdığı uyanıklık olsa da, nefsi emmârenin özelliklerini kısmen taşıdığı için henüz bir sarhoşluğun içerisindedir. Bu sebeptendir ki, bazen melekî kuvvetlerin tesiriyle ibadet ederek yüce yaradıcısına sığınırken, bazen de emmâre nefsin tesirinde kalarak günahlar ile Rabbına isyan eder. Fakat bu günahları yaptıktan sonra işlediği günahlardan haz duyan nefsi emmâre gibi değildir. Ellerini...

Devamını Oku

NEFSİN MERTEBELERİ-1 (Sayı 17)

Yazar Tarih: Eyl 29, 2014 Bölüm Maneviyat Köşesi, Ümmetimizin Hali ve Yeniden Dirilişimiz (Sayı 17) | 0 yorum

Son yüzyılda siyasi özgürlüğünü elde etmenin mücadelesini veren birçok İslam ülkesi olsa da, batı medeniyetinin hüküm sürdüğü her yerde hür insanlardan daha çok köleleşmiş insanlar yaşamaktadır. Çünkü batı medeniyetinde nefsî arzular kamçılanmakta bu ise insanları nefsin esareti altına almaktadır. Nefisleri hürriyete kavuşamayan insanlar ise Allah’a kulluğa değil, kula kulluğa sürüklenmektedir. İslam’a göre gerçek hürriyet nefsin hürleştirilmesidir. Kur’an ise nefisleri terbiye ederek hür insanlar meydana getirir. Bugün özgürlük için mücadele veren Müslümanlar, nefis eğitimine önem vermedikleri için hiçbir zaman gerçek hürriyete kavuşamamaktadırlar. Nefisleri eğiterek insanları kula kulluktan kurtaran Hz Peygamber ise inşa ettiği medeniyet ile hür insanların sayısını artırmıştı. Çünkü o, tebliğ ettiği davasını öncelikle kendi nefsinde tatbik eden ve insanların en çok yaşayanıydı. Hatta onu gören birçok kişi tebliğinden önce onun halinden etkileniyordu. Onun eğitiminden geçen sahabe nesli de böyleydi ve İslam medeniyetini bu insanlar meydana getirmişlerdi. Oysa ideolojik...

Devamını Oku

Ramazan Bayramı ve Şevval Orucu (Sayı 16)

Yazar Tarih: Eyl 27, 2014 Bölüm Maneviyat Köşesi, Ümmetimizin Hali ve Arakan Müslümanları (Sayı 16) | 0 yorum

Bayram; Arapça’da neşe ve sevinç manasına gelen “iyd” kelimesi ile ifade edilir. Bayrama bu adın verilmesi Allah (c.c)’ın kullara bahşettiği ihsan ve lütuflardan dolayıdır. Ayrıca bayram günü ve gecesinde yapılan ibadetlerin faziletleri hususunda bir takım hadisler de mevcuttur. Ramazan bayramı üç, Kurban bayramı ise dört gündür. Efendimiz (s.a.v.)’in kıldırdığı bayram namazının ilki Ramazan bayramıdır. Bayram Namazının Hükmü: Hanefi mezhebine göre; Cuma namazı farz olan kimselere bayram namazı hutbe hariç diğer şartlarıyla birlikte vaciptir. Namazdan sonra hutbe okunması da sünnettir. Şafii mezhebine göre ise müekked sünnettir. Vücubunun ve Cevazının Şartları: Cuma namazı için şart olan her şey, bayram namazı için de şarttır. Cemaatin, imamın bulunması, vaktin girmesi ve beldenin şehir olması gibi şartlar. Hutbe bundan müstesnadır ki ;hutbesiz bayram namazı kılınması caizdir. Bayram namazları cemaatsiz kılınmamıştır ve yalnızca özel bir vakitte eda edilebilen vaciplerdendir. Erkek olmak, akıllı, ergin, hür ve...

Devamını Oku