Sayfalar Arası Gezinti Menüsü

Bölüm: Seçme Siyasi Makale


Önce İttifak Ettiler Şimdi Ayrılıyorlar Mı? | Sayı 66

Yazar Tarih: Eki 13, 2016 Bölüm Anasayfa, İlgilenme Senesi (Sayı 66), Seçme Siyasi Makale | 0 yorum

AKP Hükümeti’nin yaptığı siyasi hatalar, onları aşırı solcularla ittifaka mı zorladı? Böyle bir ittifakın olduğunu daima vurgulayan Vatan Partisi Başkanı Doğu Perinçek’e Hükümet cephesinden neden reddiye gelmedi? Hükümetin Rus uçağını düşürmesi ve ‘yine olsa yine yaparız’ şeklindeki külhanbeyce tavırları ile kopma noktasına gelen Türkiye – Rusya ilişkileri nasıl oldu da bu kadar kopmaz, sağlam ilişkiler haline dönüştü? Düne kadar Suriye konusunda “Esad varsa biz yokuz” seviyesinde olan ilişkiler şimdi ne oldu da Beşşar Esad ile devam etmeye mecbur kaldı? Bunlar ve benzeri sorular sorulmaya devam ederken süreci özetle hatırlayalım: PERİNÇEK: ‘BİZ YAPTIK’ Bilindiği üzere Rus krizinde izlenen yanlış dış politika Hükümeti bir kez daha U dönüşü yapmak zorunda bırakmıştı. Önceleri ‘bir daha olsa yine vururuz’ diyen yetkililer, aşama aşama ağız değiştirerek olayı özür dilemeye kadar götürdüler. Fakat Erdoğan’ın Rusya’dan özür dilemesi ile düzelen ilişkilerin ardından Vatan Partisi Başkanı Doğu...

Devamını Oku

Uyarıyorum: 15 Temmuz’un 2. ve 3. Dalgaları Geliyor… | Sayı 65

Yazar Tarih: Eyl 10, 2016 Bölüm Rabbimiz Bizden Kabul Buyur (Sayı 65), Seçme Siyasi Makale | 0 yorum

16 Temmuz’dan itibaren, birileri düğmeye bastı; NATO kafalı Kemalist generalleri art arda ekranlara çıkarmaya başladı. Fırsatperest Kemalist ve laik tipler, 15 Temmuz’u var eden ruhun kaynağını oluşturan cemaatleri, tarikatleri hedef tahtasına yatırıyorlar. Görünüşte amaçları, FETÖ’yü cemaat olarak sunmak, “cemaatlerin Türkiye için ne kadar tehlikeli olduğu” algısı oluşturmak… Ama gerçekte, asıl amaçları, cemaatler, tarikatler üzerinden 15 Temmuz’da şahlanan, bizim tarih yapmamıza imkân tanıyan ruhun ana kaynağı İslâm’ı vurmak! 15 Temmuz Süreci, 28 Şubat’tan Daha Tehlikeli! Buradan geleceğim nokta hayatî: 15 Temmuz süreci diye bir süreç başlatıldı. Tıpkı 28 Şubat süreci gibi, sağ gösterip sol vuruyorlar, yani cemaatleri, tarikatleri gösterip bu ülkenin İslâmî ruh köklerini çökertmeye çalışıyorlar. 15 Temmuz süreci’nin 28 Şubat sürecinin bir uzantısı olduğunu, 28 Şubat’tan daha karmaşık ama daha tehlikeli bir süreç olduğunu görelim lütfen. Kemalist generaller, NATO eğitimi almış, beyinleri NATO’da yıkanmış, geçmişlerinde solculuk-sosyalistlik sosu bulaşmış türedi...

Devamını Oku

Geliyorum Diyen Tehlike: Laiklik Pompalanıyor, Cemaatler Bombalanıyor!

Yazar Tarih: Ağu 27, 2016 Bölüm Darbeler Hakkın Gasp Edilmesidir (Sayı 64), Seçme Siyasi Makale | 0 yorum

15 Temmuz sonrasında toplum olarak ilk kez bütünleşme, kenetlenme, geleceğe birlikte yürüme ruhu yakaladık. Bu çok değerli bir imkân: Ürpertici bir şer’den gönendirici bir hayır halketti Allah Teala. Bunun kıymetini bilelim. Ama çevirilen tezgâhlara, algı operasyonlarına da dikkat edelim! … 15 Temmuz Gecesi, Bu Ülkenin İnsanları, Laiklik İçin Değil Son Kale Düşmesin Diye Tankların Önüne Yattılar! … Bu insanlar, tankların önüne niçin yattılar? Bu ülkenin cehenneme dönüştürülmesine, mazlumların umudu Son Kale’nin düşürülmesine ve leş kargalarına yem edilmesine engel olmak için! Bunu, yaralanan yüzlerce insanın beyanatlarında net olarak görüyoruz. Bu ülkenin dindar insanları, tankların önüne yatarken, tuzu kuru laik kesimleri -örneğin Bağdat Caddesi’nde- darbe şakşakçılığı yaptılar! Şimdi de iki haftadır, neredeyse bütün televizyon kanallarında emekli generaller, ordudan atılmış militan askerler, darbeci-zihniyetli Kemalist tipler, laiklik pompalıyorlar ve bu arada da bütün cemaatleri, tarikatleri bombalıyorlar! Şöyle bir şeyi toplumun zihnine zerketmeye çalışıyorlar:...

Devamını Oku

Terör Devleti Mi, Yeni Müttefikimiz Mi?

Yazar Tarih: Tem 22, 2016 Bölüm Seçme Siyasi Makale, Yanlış İç ve Dış Politikalar Yüzünden AKP Türkiye'yi Rezil Etti (Sayı 63) | 0 yorum

Temmuz 2014’de Erdoğan CNN International’dan Becky Anderson’a konuştu ve dedi ki; “İsrail barışa yaklaşmıyor ve ölüm kusuyor. İsrail bir terör devletidir. Dünya suskun, ama biz sessiz kalmayacağız. 1 Erdoğan bununla da kalmadı ve “İsrail’in Gazze’ye yaptığı, Hitler’in onlara yaptıklarını aşmıştır. Biz Hitler’in yaptıklarını ve İsrail’in yaptığı soykırımı kabul etmiyoruz” dedi. Bu sözlere bakarsanız Erdoğan için İsrail bir terör devletidir, soykırım yapmaktadır ve yaptıkları Hitler’in yaptıklarını dahi aşmıştır… Bu konuşmanın üzerinden 1,5 yıl geçiyor ve AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik İsrail halkını ve İsrail devletini Türkiye’nin dostu ilan ediyor. 1 ay sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’e ihtiyacımız olduğunu söylüyor. Haziran 2016’da ise Ekonomi Bakanı Zeybekçi, İsrail’in Türkiye için askeri ve iktisadi alanlarda müttefik ülke olduğunu söylüyor.Bu durumda biz Türkiye olarak soykırım yapan bir devletle mi müttefik olduk? Erdoğan’ın 2014’de söylediği gibi terörist bir devlete mi muhtaç hale geldik? Erdoğan’ın söylediği gibi...

Devamını Oku

Gizli El ve İsrail-Türkiye Anlaşması

Yazar Tarih: Tem 22, 2016 Bölüm Seçme Siyasi Makale, Yanlış İç ve Dış Politikalar Yüzünden AKP Türkiye'yi Rezil Etti (Sayı 63) | 0 yorum

İsrail’le anlaşma Ramazan ayında geldi… İki ülke 2010’da kopan ilişkilerini yeniden kurma kararını aldı. Anlaşmanın açık ve gizli maddeleri olduğu anlaşılıyor. Anlaşmanın detaylarını kamuoyu ile paylaşma konusunda İsrailli yetkililer çok hevesli. Ancak Türk tarafı da bu sızdırmaları yalanlamıyor veya yalanlayamıyor… Ortaya çıkan tablo Türkiye açısından tam bir mağlubiyet. Güya İsrail özür diledi, ama anlaşma öylesine İsrail yanlısı ki, kimin özür dilediğini anlamak zor. Hatta diyebilirim ki Türkiye özür dilemiş olsaydı, bu kadar trajik bir tablo ortaya çıkmazdı belki… Yani vaziyet o kadar kötü. Anlaşmanın en vahim tarafı İsrail’in hiçbir şey vermiyor oluşu, ama karşılığında her istediğini alışı. Aldıklarının başında ise Mavi Marmara gibi bir girişimin tekrarlanmasının önünü tamamen kesmesi var. Varılan mutabakat gereğince Mavi Marmara’da katledilen 9 Türk ve yaralanan onlarca kişinin kanı yerde kalacak. O gemide katliam yapan askerlerden biri bile mahkeme karşısına çıkmayacak. İsrailli yetkililer diyor ki...

Devamını Oku

Susmak ya da Hakkı Söylemek İşte Bütün Mesele… | Sayı 62

Yazar Tarih: Haz 22, 2016 Bölüm Seçme Siyasi Makale, Yanlışları Tenkit Ettiği İçin Tevhidi Furkan Hareketine AKP Zulmü (Sayı 62) | 0 yorum

Konuşmak, tüm varlıklar içinde sadece insanlara bahşedilmiş bir nimettir… Konuşulması gereken zaman ve zeminlerde susmak veya susturanlara boyun eğmek, sadece ahlâkî bir problem değil, aynı zamanda Allah’ın gazabına uğramaya vesiledir. İçte ve dışta yaşanan haksızlıklar, alenî hak ihlâlleri, güçlülerin zayıfları ezmesi, hukuk maskesi altında sergilenen keyfilikler, her türlü gasp ve yağma, zulmün yaygınlaşması, mazlumların göz yaşları gibi konularda susmak, bu fiillerle işlenen zulme ve günahlara ortak olmak anlamına gelir. Zira Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim, zulme meyletmenin, yani hafif bir eğilim göstermenin bile, zulmun ateşinde yanmak anlamına geldiğini buyurmaktadır. (Hud Suresi, 113. Ayet) Yine başka bir ayette, “Ve öyle bir fitneden sakının ki, içinizden yalnızca zulüm yapanlara dokunmakla kalmaz,masumları da yakar.“(Enfal, 25) Zalimlerin zulmü niçin masumları da yaksın? diye düşünülebilir. Çünkü masum dediğimiz insanlar, o zulme rıza göstermişlerdir. Peki, yaşanan hak ve hukuk ihlâllerine, her türlü baskı ve sindirmeye karşı...

Devamını Oku

Erdoğan, Tek Adam Rejimi İçin İslamiyeti Kullanıyor | Sayı 62

Yazar Tarih: Haz 22, 2016 Bölüm Seçme Siyasi Makale, Yanlışları Tenkit Ettiği İçin Tevhidi Furkan Hareketine AKP Zulmü (Sayı 62) | 0 yorum

Serpil İlgün sordu, gazeteci, yazar Ruşen Çakır yanıtladı. Davutoğlu’nun tasfiyesi, ‘AKP de artık dava siyaseti bitmiştir’ şeklinde değerlendirildi. Milli Görüş’ten bu yana bu hareketi yakından takip eden bir gazeteci olarak siz ne dersiniz, ‘dava Erdoğan’ın kendini kurtarma davasına’ mı dönüştü? Kurtarma demeyelim, tamamen O’nun davası oldu. Yani Erdoğan’ın dindar vs. olması bu davayı İslami kılmıyor. Bu dava Erdoğan’ın davası oldu, Erdoğan’ın partisi oldu. Başbakan, Erdoğan’ın bir nevi müsteşarı oldu. Sonuç olarak, bu hareketin başladığındaki ilkeler, hedefler vs’ler yok. 2023, 2070’ler filan gibi şeyler söyleniyor ama bunlar ayakları çok havada şeyler. Tabii ki din bir yerlerde var ama olmasa da olabilir. Baktığınız zaman Erdoğan’ı, yani şu andaki davayı, en cansiperane, en sert savunanların mesela İslam’la filan çok alakaları yok, çoğu devşirme. Davutoğlu, dava argümanının ideologlarından biri olarak kongredeki veda konuşmasında da dava vurgusu yaptı ve görevden alınmasını kast ederek, ‘Bu...

Devamını Oku

Kardeşlik Hukuku Dediğiniz Bu Mu Ola? | Sayı 62

Yazar Tarih: Haz 22, 2016 Bölüm Seçme Siyasi Makale, Yanlışları Tenkit Ettiği İçin Tevhidi Furkan Hareketine AKP Zulmü (Sayı 62) | 0 yorum

Hüseyin ÇELİK – 16 Mayıs 2016 Türkiye Cumhuriyeti, bürokratik bir cumhuriyet olarak kuruldu. Saltanat kaldırılmıştı ama yeni Cumhuriyet, bir tek kişinin iradesine teslim edilmişti. Sivil ve askerî bürokratlar, o tek kişiye kayıtsız şartsız itaat ettiği sürece yerlerini ve güçlerini koruyabilirlerdi. Yani saltanat döneminin “biat“ı git mişti, yerine yeni dönemin “itaat“ı gelmişti. Bu durum, çok partili siyasi hayatın başlamasıyla beraber kıymık kıymık değişmeye başladı ama Bürokratik Cumhuriyet, bir türlü Demokratik Cumhuriyete dönüşmedi. Atatürk, kendisiyle birlikte Cumhuriyeti kuran, Milli Mücadele’nin komuta kademesinde yer alan komutanların yüzde doksanını ya devre dışı bıraktı veya bununla da yetinmeyerek onları çeşitli bahanelerle hapse attı. AK Parti iktidarının ilk on yılında, Sayın Erdoğan‘ın liderliğinde, Bürokratik Cumhuriyet’in, Demokratik Cumhuriyet’e dönüşmesi için olağanüstü gayret sarfedildi ve çok büyük mesafeler de alındı. Ne var ki bu kazanımların devam etmesi bir yana, esefle müşahade ediyoruz ki, bu anlamda ciddi bir...

Devamını Oku

Kendisiyle Kavgalı Bir Ülke | Sayı 62

Yazar Tarih: Haz 22, 2016 Bölüm Seçme Siyasi Makale, Yanlışları Tenkit Ettiği İçin Tevhidi Furkan Hareketine AKP Zulmü (Sayı 62) | 0 yorum

Sedat Laçiner Türk devletini yönetenlere göre “Türkiye, üç tarafı denizlerle, dört tarafı düşmanla çevirili” bir ülkeydi…  Dışarıda “öcüler” vardı… Tüm sorunlarımızın ana nedeni onlardı…   Eğitimdeki başarısızlığımız, ekonomik geri kalmışlığımız, ahlaki yozlaşmamız hep dış düşmanlar yüzündendi. Yedi düvel bir araya gelmişti ve Türkün vatanını parçalamanın hesabını yapıyordu. Yoksa idarecilerimizin hiçbir suçu yoktu. Onlar birer melekti. Vatanseverdi… Bu ülkede demokrasi istemek, insan hakları talep etmek, gelir dağılımdan bahsetmek ‘vatan hainliği’ ile eşdeğerdi. Tüm dünya Türkiye’yi bölmek isterken insanlara daha fazla hürriyet vermek kaosa, anarşiye ve kardeş kavgasına yol açabilirdi. Ayrıca devlet işkence yapıyorsa, birazcık vatandaşın kulağını çekiyorsa bunda ne vardı?  Dünya düşman doluydu, ama asıl tehlikesi dış düşmanların içerideki uzantıları olan ‘vatan hainleri’ydi…  İçimizde beslediğimiz bu yılanların nerede görülürse başları ezilmeliydi. Bu nedenle kimseye güvenilmemeliydi, herkese karşı dikkatli olunmalıydı. İç düşmanlar grev yapan işçiler olabilirdi mesela… Demokrasi isteyen öğrenciler de dış güçlerin maşası olmuşlardı… Solcular Rusya’nın Çin’in ajanı olabilirlerdi. Aleviler...

Devamını Oku

Laiklik ‘Tasma’sı, Bizi Durdurmak İçin Boynumuza Geçirildi! | Sayı 61

Yazar Tarih: May 18, 2016 Bölüm Seçme Siyasi Makale | 0 yorum

Şu yakıcı gerçeği bu ülkenin aydınları da, yöneticileri de, toplumun kendisi de bir gün anlayacak hakkıyla:Batılılar, 4 asırdır, dünya üzerinde hükümranlar. Ama farklı dinleri, medeniyetleri ve kültürleri nasıl bir arada ve barış düzeni içinde yaşatabileceklerini bilmiyorlar. Farklı dinlerin, medeniyetlerin ve kültürlerin bir arada ve barış içinde nasıl yaşanabileceğinin formülünü yalnızca Müslümanlar armağan ettiler dünyaya.Bütün farklı dinleri, medeniyetleri, kültürleri eritmeden ve yok etme ilkelliğine soyunmadan, dünyada gerçek anlamda “evrensel barış yurdunu da, insanlık yurdunu” da yalnızca Müslümanlar kurdular dünya tarihinde. İSLAM YURDU KURULMADAN, EVRENSEL BARIŞ KURULAMAZ! Laiklik, ayartıcı bir şekilde “özgürlük” olarak ve “bütün dinlere eşit mesafede duran bir ilke” olarak sunulsa da, Batılılar, 4 asırdır dünya üzerinde hâkimiyet kurmalarına rağmen, dünyanın hiç bir yerine özgürlük götürmediler, “dinlere eşit mesafede durduklarını” gösteren bütün dünyanın benimseyebileceği bir model geliştiremediler.Haçlı Savaşlarını Batılılar gerçekleştirdi. Sömürgeciliği ve emperyalizmi, bütün dünyanın kaynaklarını ve kültürlerini talan...

Devamını Oku